tarihinde yayınlandı 4 Yorum

Karda araç kullanma ve yol tutuş

**Off-road Temel Teknik Bilgiler**

Off-road Temel Teknik Bilgiler Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile. Bugün konumuz “Karda araç kullanma ve yol tutuş” : Sakin bir zamanınızda okumanızı tavsiye edeceğim. Uzun biraz da karışık. En azından “sonuç ve öneriler” kısmını okuyun. Bu kadar derin bir analizi bulabileceğiniz başka bir yer yok. Genelde konu lastik şişirecek miyiz yoksa indirecek miyiz ve bu işin bir matematiği var ekseninde dönüyor. Özgün bir çalışma. İçinde; temel fizik kuralları, zemin mekaniği, mukavemet ve statik var. Matematik sadece bu bilgileri ifade etmek için var. Yol tutuşun temel kuralı kaymamaktır. Araç yol tutabilirse yürür, yol tutamaz ise yürüyemez veya kontrol edilemez. İster offroad ister onroad olsun en temel kural budur. Kaymamak için lastik ve yüzey arasında bir kuvvet olmalıdır. Bu kuvvet 3 şekilde ortaya çıkmaktadır. Sürtünme, kesme mukavemeti, pasif itki. ` Sürtünme : Araç lastiği ile yol arasında ortaya çıkan aracın yürümesini sağlayan temel kuvvete traksiyon diyoruz. Traksiyon esasen tıbbi bir terim ve offroad ile alakası olan bir tanım değil. Ancak offroad yazılı olmayan literatüründe yol tutuş ve çekişi ifade eden bir terim olduğu için ben de aynı ifadeyi kullanıyorum. Sadece yüzey yüzeye doğan kuvvet durumdur. Bu kuvvetin üst sınırına, yani alabileceği en yüksek değer de, yüzeyler arasındaki “sürtünme kuvveti” ‘dir. Sürtünme kuvveti, yüzeyler arasındaki normal kuvvet (dik kuvvet) ile yüzeyler arasındaki sürtünme katsayısının çarpımına eşittir. Aracın lastiğinden yola aktarılan kuvvet sürtünme kuvvetini aşar ise patinaj başlar. Lastiğin dişlerinin dış tarafının kara veya buza temas ettiği yüzeyde ortaya çıkar. İki yüzey arasındaki sürtünme katsayısı ile toplam düşey yükün çarpımına eşit olduğu için, sürtünme katsayısı sabit kaldığı sürece, yüzeyin geniş veya dar olması sürtünme kuvveti açısından önemsizdir. Ancak karın evsafına bağlı olarak lastik genişliği sürtünme katsayısını etkileyebilmektedir. Dar yüzeyde yüzey basıncı yüksek, geniş yüzeyde yüzey basını düşüktür. Yüzey basıncı arttıkça kar daha fazla ezilip buzlaşır, buzlaşma arttıkça sürtünme katsayısı azalabilecek ve sürtünme kuvveti de buna paralel azalabilecektir. Bu şu anlama gelir; lastik dolu kısmı ile yüzey arasındaki sürtünme kuvveti açısından değerlendirildiğinde, lastik daraldıkça azalan sürtünme katsayısı nedeniyle yol tutuş katkısı azalacaktır. Bu birinci durumdur. Ancak toplam yatay sürtünme kuvveti sadece toplam düşey yük ve iki yüzey arasındaki sürtünme katsayısının parametresi olduğu için, sürtünme katsayısı değişmez ise sürtünme kuvveti de değişmemektedir. Yani geniş veya dar lastik bir fark yaratmayabilecektir. Bu da ikinci durumdur. Bu birbirine zıt iki durumdan hangisinin gerçekleşeceğine karın evsafı belirleyecektir. Yani dar lastik mi geniş lastik mi sorusunun cevabını karın evsafı verecektir.

<>

Lastik malzemesi sürtünme katsayısının parametresidir. M+S olarak kodlanan kış lastikleri soğuk havada daha yüksek sürtünme katsayısı verirken, normal hamurlu lastikler daha düşük sürtünme katsayısı sağlarlar. Karın evsafı sürtünme katsayısı açısından en önemli parametredir. Kuru karda daha yüksek, yaş karda daha düşük, buzda ise sıfıra yakındır. Lastik ile normal kar arasındaki sürtünme katsayısı ~0.20 kabul edilir. Yani bu şu demektir, lastiğin diğer yol tutuş parametreleri olan kesme mukavemeti ve pasif itki ortaya çıkmaz ise , %20 veya başka bir ifade ile arctan(0.20)=11.31° eğimden itibaren aracı serbest bıraktığınızda, hareket etmesini engelleyecek yığıntı vs olmaz ise eğim yönünde kendi ağırlığı ile kayabilecektir. Kinetik ve statik olarak iki tipi vardır. Kinetik sürtünme katsayısı daha düşüktür. Bu şu anlama gelir, patinaj başlar ise aracın yol tutuşu daha da zayıflayacaktır. ` Kesme Mukavemeti : Lastik dişleri arasına giren kar ile zeminde ezilen karın, birbirine yapışarak tek parça gibi çalışması durumunda, sıkıştırılmış bu karın kesme direnci (kayma veya makaslama direnci olarak da bilinir) kadar yol tutuş sağlayacaktır. İşte burada lastiğin geniş veya dar olması önemli ve çelişkili bir parametredir. Lastik zemine ne kadar geniş alanda basar ise, araya giren kar miktarı daha fazla olacağı için, kesme mukavemeti de o kadar artacaktır. Bu birinci durumdur. Kesme mukavemetini müspet etkileyen diğer bir unsur da karın sıkışmasıdır. Kar üzerindeki basınç ne kadar artarsa sıkışması o kadar fazla olacaktır. Bu da ancak lastik daha dar olur ise mümkün olabilecektir. Bu da ikinci durumdur. Bu iki durumdan hangisinin daha müspet yol tutuş sağlayacağını yine karın evsafı belirleyecektir. Yani dar lastik mi geniş lastik mi sorusunun cevabını bir kez daha karın evsafı verecektir. Lastiklerin karda indirilmesini değil de şişirilmesini tavsiye eden görüşün temeli aslında kesme mukavemeti ilintili bir tavsiyedir. Lastiklerin havası indirildiğinde sırt kısmında içe doğru çökme meydana gelir. Bu da kar lastiği formunda lastiklerin dişlerinin arasındaki boşlukların daralmasına ve bu araya daha az kar girmesine neden olur. Daha az kar, daha az kesme mukavemeti demek olduğu için otomatik olarak yol tutuşu zayıflatacaktır. İri dişli olan MT veya XT lastikler ise, zaten düşük hava basınçlarında da hizmet almak için tasarlandığı için, dar diş aralı lastikler gibi davranmayacaklardır. ` Pasif İtki : Pasif itkinin doğabilmesi için kar içine giren parçanın oran olarak çok düşük olması gerekmektedir. Pasif itki yumuşak karda hemen hemen hiç ortaya çıkmaz. Karın lastik altında ağırlık ile ezilip sertleşmiş olması gerekmektedir. Orta sert buz ve sert karda ortaya çıkabilecektir. Lastiklerin tek başına pasif direnç ortaya çıkaracak bir etkileşim içinde olması zordur. Pasif direncin çivili lastik ve zincir kullanımında ortaya çıkması beklenir. Pasif direnç ile ortaya çıkan kuvvetler sürtünme ve kesme mukavemeti ile ortaya çıkan kuvvetlerden çok daha fazladır. Bu yüzden çivili lastik veya zincir yol tutuş kabiliyeti genelde her tip lastikten daha iyidir. Pasif etki olarak değerlendirilebilecek bir etki de, bu davranışa müsaade edecek sertlikte kar zeminde, lastiğin üzerindeki çizikler veya dişlerin zemini kazıma etkisi değerlendirilebilir. Bu etki iri dişli lastiklerden ziyade, kar lastiği veya AT tip lastiklerde daha belirgindir. Bu yüzden belli şartlarda AT lastiklerin MT lastiklerden daha başarılı olduğu söylenebilir. Ancak bu konuda da karar verecek yine karın evsafıdır. Tanımlar :Sürtünme katsayısı : Sürtünme katsayısı, iki cismi birbirine bastıran kuvvetin, aralarında oluşan sürtünme kuvvetine oranıdır. Scalar (birimsiz) bir değerdir. Statik ve kinetik sürtünme katsayısı olarak iki farklı değeri vardır. Eğik düzlem deneyi ile değerleri tespit edilir. Sürtünme kuvveti : İki cisim arasındaki temas yüzeyindeki normal (dik) kuvvetin, iki cisim arasındaki sürtünme katsayısı ile çarpılmasıyla elde edilen kuvvettir. Kayarak ilerleyen cisimlerde hareketin ters yönünde, dönerek ilerleyen cisimlerde hareket ile aynı yönde olur. Pasif itki : Durağan halde iken herhangi bir kuvvet uygulamama, ancak üzerine bir kuvvet uygulandığı zaman buna bir kuvvet ile karşı koyma durumudur. Newton ‘un 3.yasası (etki tepki prensibi) çerçevesinde değerlendirilebilir. Daha anlaşılır bir örnek ile izah edecek olur ise, buza geçirilen bir pençeyi düşünün. Pençe buza girdikten sonra denge durumu oluşmuştur ve karşılıklı herhangi bir kuvvet yoktur. Pençeye asılır iseniz, pençeye asıldığınız kuvvet kadar, pençenin girdiği yer de pençeye kuvvet uygular. Pençenin girdiği yerdeki malzeme mukavemeti aşılmadığı sürece tutunma sürecektir. Kesme mukavemeti : Kuvvet uygulanan yüzeye paralel düzlemde ortaya çıkan kesme gerilmesine karşı gösterilen toplam dirence kesme mukavemeti denir. ` Şimdi bu temel bilgiler ışığına kar sürüşünü değerlendirelim. Kaygan bir zeminde araç kullanmanın kuralı çok nettir, ne gaza ne frene çok diri basılmaz. Yokuş aşağı ise, araç düşük viteste yolun akışına bırakılır. Yokuş yukarı ise yüksek vites düşük devirde patinaja düşmeden yürümeye çalışılır. Eğer tekerleğiniz aracın hızına uygun hızda dönmüyorsa, ya patinaj yaparsınız ya da araç yavaşlayıp durma eğiliminde olur. Ancak zemin buzlaşmış ve sürtünme katsayısı çok düşmüş ise, her iki şartta da araç kayacaktır. Yokuş aşağı araç kayar ise, kuralları yerçekimi koyar. Lastikler aracın hızından yüksek bir hızda dönüyorsa pozitif patinaj olur, Lastikler aracın hızından düşük bir hızda dönüyorsa negatif patinaj olur. Patinaj varsa yol tutuş yoktur. Karda en başarılı lastik, özellikle açılmış bir izde ilerliyorsanız, kış lastiğidir. Extreme lastik ilk izi açarken en başarılı lastiktir. AT lastikler de yine kış lastikleri gibi açılmış izde yapılan sürüşlerde iyi yol tutuş sağlamaktadır. MT lastikler ise ilk izi açarken başarılı iken, maalesef özellikle açılmış bir izde yürürken son derece kötü yol tutuş performansı sergilemektedir. Bu tüm MT lastikler için geçerli bir tespit değildir. İri MT lastiklerin sırt desenlerini incelediğimizde, dişlerin de iri olduğunu, dişlerin dış yüzeyinin ise düz olduğunu görürsünüz. Bu dişlerin dış yüzeyleri o kadar geniştir ki, karda açılmış bir izde yol alırken, sertleşip buzlaşan zemin üzerinde, birkaç tanesi sertleşmiş kara batmadan aracı taşıyabilir. Bunun neticesinde araç sanki kabak lastik ile buzda araç kullanmaya çalışıyormuşsunuz gibi davranır. Sonuçta yerçekimi sizi nereye götürürse oraya gidersiniz. Biraz MT lastiklere değineyim. MT, “Mud Terrain” yani “çamur zemin” olarak adlandırılsa da, çamurda da çok başarılı değildir. MT lastiğin başarılı olduğu parkur, kuru gevşek zemin ve kaya zeminlerdir. BF Goodrich reklam videolarını izleyecek olur iseniz, MT lastikleri çamur veya kar parkurlardan ziyade DAKAR tarzı parkurlarda görürsünüz. Lastik tiplerin konusunu daha sonra ayrı bir başlık olarak inceleyeceğim. 35”x12.5” Bf Goodrich MT bir lastik ile, 235 taban genişliğinde aynı lastiği yan yana getirdiğinizde, 235 taban olan lastiğin desenlerinin 35”x12.5” ebat lastiğin yanında AT lastik gibi durduğunu hemen fark edersiniz. Açılmış izde AT lastiklerin daha başarılı olduğunu dikkate alırsak, küçük ebatlı MT lastikler de AT gibi davranabilecek ve daha başarılı olabilecektir. 35” MT takılı bir rubicon debelenirken, 235 taban MT ‘li bir suzuki yürüyüp gidebilecektir. Karın evsafına bağlı olarak sürtünme kuvveti açısından değerlendirildiğinde, lastiğin daralması yol tutuşunu olumsuz etkileyecektir. Karın evsafına bağlı olarak kesme mukavemeti açısından değerlendirildiğinde, lastiğin dar veya geniş olması yol tutuşu arttırabilir de, azaltabilir de. Kesin bir şey söylenemez, karın evsafı belirleyicidir. Sert kar veya orta sert buz içine tırnak geçirerek giren çivili lastik çivisi veya zincir, lastiğin dönmeye çalışması ile lastiklere pasif bir direnç uygular. Bu direnç araca yol tutuş sağlar. Buz aşırı soğuk nedeniyle çok sertleşmiş ise, çivi veya zincir buza nüfuz edemez, dolayısı ile pençe etkisi ile değil, sadece iki malzeme arasındaki sürtünmenin sağladığı kadar yol tutuş ile hizmet verir. Yani aşırı soğuk ve çok sert buzda zincir veya çivili lastik de çok verimli değildir. Kar lastiği benzeri dar dişli lastiklerde lastiğin havasını indirerek daha geniş tabanda temas sağlamak, yukarda izah ettiğimiz sebepten dolayı müspet değil menfi etki yaratacaktır. MT ve XT lastiklerde ise lastiklerinizin havasını indirerek daha geniş temas yüzeyi sağlamak, karın evsafına bağlı olarak müspet etki yaratabilir de yaratmayabilir de. ` Kar sürüşünde araç üzerindeki etkileri: Kar derin ise; şasi, dingiller, tampon, gövde vs ye temas eden karın yarattığı pasif itki, lastiğin önünde kümelenen kar ve eğim aracın yürümesine engel olan majör etkilerdir. Eğim var ise, ağırlığın yola paralel bileşeninin yarattığı etki. Hareket yönünde eğim var ise müspet, tersi yönde ise menfi etkisi vardır. Bunun dışında, rüzgar dahi bir etkidir, ancak büyük bir etkisi olmayacaktır. Kar derin ise dar lastik daha fazla batmaya ve araca karşı oluşacak yığıntı direncinin daha fazla olmasına neden olacaktır. Yumuşak karda çivi ve zincir verimsiz, orta sert kar ve normal sertlikte buzda daha verimli, çok sert buzda ise hiçbir şey fayda etmez. Yokuş yukarı gidilmesi durumunda, eğime bağlı engelleyici kuvvet oluşur.
Parametreleri toplu yazacak olursak;
– karın evsafı
– karın derinliği (Araç yüksekliğine bağlı)
– yolun eğimi. (Bu sadece kendi başına bir konu)
– lastiğin hamuru,
– lastiğin sırt deseni
– lastiğin diş derinliği
– lastiğin çap ve genişliği
– aracın mekanik kabiliyetine (orta-arka-ön kilit mevcudiyetine)
– pilotaj `
Biraz karın derinliğini de irdeleyelim.
Derin karda benim gözlemim, önünde diferansiyel karpuzu olan yani solid aks araçlar daha başarılı. Arkasında bıraktığı izi incelerseniz, aks kovanlarının süpürdüğü izin ortasında diferansiyelin de bıraktığı izi görürsünüz. Yani karın üzerine çıkma değil de süpürme eğilimi vardır solid ön aks araçlarda.
IFS (bağımsız ön süspansiyon) araçlar özellikle ön takımları ve motoru korumak için düz plak şeklinde skid plate ile donatılmışlar ise, derin kara sürdüğünüzde karı süpürme değil üzerine çıkma eğilimi olacaktır. Bu durumda ön lastiklerin yol tutuşu zayıflar bazen tamamen yerden kesilebilir. Özellikle karı yarayım diye izinizde geri gelip hız alıp temiz karın üzerine hamle yaparsanız, askıda kalabilirsiniz. Bu durum yine karın evsafına bağlı olarak değişik sonuçlar verebilir. Yolun düz olması en ideal durum fakat arazide en az sağlanabilen durumdur. Satıh kaygan ise, eğim ne tarafa fazla ise araç o tarafa kayma eğiliminde olacaktır. O yüzden kar gezilerinde arabalar ikide bir sağ veya sol bankete kayıp düşüyor.

<>

Yokuş yukarı ise ilerlemek mümkün olmaz. En tehlikeli olanı ise bence iniştir. İnişte yerçekimi kontrolü ele alır. Lastiğiniz yol tutmuyor ise, yerçekimi sizi nereye götürüyorsa oraya kontrolsüzce gidersiniz. Mümkünse bu duruma düşük devirde girin. Frene basmayın, aracın kayarak değil yürüyerek gitmesini sağlamaya çalışın. Fren kontrolün tamamen elinizden gitmesine sebep olacaktır. ` Sonuç ve Öneriler : Dar lastik mi – geniş lastik mi, lastik basıncını arttırmalı mı – düşürülmeli mi gibi anlamsız müzakerelere hiç girmeyin. Ağzınızla kuş tutsanız, karda karın evsafının müsaade ettiğinden fazlası olmayacaktır. Videoda durum biraz daha anlaşılır olabilecektir. https://www.youtube.com/embed/3tP4lj8TTRM   Buz tabakası oluşmuş ve lastikler yol tutamıyorsa, ilerlemek pilotajla falan mümkün olmaz. Lastik izi tabaka ince ve derin kar yoksa çivili Lastik, kar derinse zincir dışında alternatif yok. (Kar paletlerini ben de biliyorum. Normal yol koşulları için konuşuyoruz)
Fizik kuralları her daim geçerli. Çok ağır şartlarda paletli iş makineleri bile mahsur kalır. Bu işin kesin aritmetik bir denklemi yok. Karın evsafı ve derinliği en önemlisi. Bazen kar örtüsünde normal lastikle gidebiliyorken bazen kış lastiği ile gidemiyorsun, bazen de 4×4 ve MT+zincir ile de gidemiyorsun. Kaymaya sebep olan ana faktör lastiğin temas ettiği yüzeyin buzlaşması.
Bu durum bazen araç kendi izini açarken ortaya çıkıyor, bazen 2. Veya 3. Araç geçerken olabiliyor. Bazen de karın evsafı nedeniyle hiç olmuyor. Ben kaymaya başladığımda zincir takıyorum.

<>

  Bir de ne lastik takarsanız takın, karın keyfini çıkarmaya bakın. https://www.youtube.com/embed/C7_Thcgatmw   ` Saygılar, Sevgiler 09/03/2020 Süleyman ATILGAN ` İletişim: Facebook & Instagram

<>
<>

tarihinde yayınlandı

Offroad da Pilotaj ve önemi nedir, nasıl geliştirilir ?

Offroad anlatımları referans video 007 - Pilotaj

Bu günkü konumuz “Offroad ‘da Pilotaj”:

Geçersin iyi pilotaj, kalırsın kötü pilotaj.  Peki bir yafta olmanın ötesinde nedir bu pilotaj?

Sözlük anlamı ile bu soruya cevap verecek olur isek ; “bir hava taşıtını yönetme işi” olarak cevap verebiliriz.

Gördüğünüz gibi bizimle ilgili bir şey değilmiş aslında. Ancak biz yine sözlük anlamına hapsolmayıp, kendi hayatımızın içindeki anlamını irdeleyeceğiz.

Offroad ‘da pilotaj ; “bir arazi aracını sevk ve idare etmek” anlamında kullanılmaktadır.

Esasen offroad ‘da başarılı sürüşün şartları bellidir. Lastikler çekiş sağlayabiliyorsa yürürsün sağlayamıyorsa yürüyemezsin. Peki bu kadar basit ve tekdüze mi  her şey ?

Tabi ki bu kadar tekdüze ve basit değil.

Aracın fiziksel özellikleri (Yerden yükseklik, lastik ebat desen genişliği/darlığı, dingil mesafesi, iz genişliği, artikülasyon kabiliyeti),  aracın mekanik özellikleri (çekiş sistemi, orta kilit mevcudiyeti, diferansiyel kilitlerinin mevcudiyeti, motor gücü, güç akış hattında yer alan parçaların mukavemeti) başarılı sürüşün majör etkenleridir.

Off-road Temel Teknik Bilgiler

Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.

Başarılı  pilotaj ; araca mekanik anlamda zarar vermeden, sürüş güvenliğini zafiyete uğratmadan,  aracın hangi mekanik imkanları devrede iken sürüş yapılması gerektiğine, lastiklerin hangi izden geçeceğine ve geçişin ne hızda olacağına doğru karar verebilme kabiliyetidir .

Bazen gaza basarsınız geçersiniz, bazen ayağınızı gazdan biraz çekmek geçmenize imkan verir. Bazen lastiği öyle bir ize basarsınız ki, düz yolda gider gibi araç kabininde hiçbir şey hissetmeden gidersiniz, bazen takla atacağım sanırsınız.

Pilotaj ; insanda bir kabiliyet olarak var olabileceği gibi, bilgi öğrenerek ve idman yaparak geliştirilebilecek bir yetidir aynı zamanda.

Somut örnekler ile durumu izah edecek olur isek; bir parkur hayal edin, biraz uzun olsun. Parkurun belli bir bölgesinde araç yol tutuşunun mümkün olmadığını düşünelim. Araç yol tutmuyor ise, o bölgeye girildiğinde, eğer yokuş aşağı değil ise, yani yerçekimi bizden yana değil ise, araç hız kaybetmeye başlayacak ve bir yerde mahsur kalacaktır. Sayısal örnek verecek olur isek; 10 km/h hızla girdiğim parkurda, parkurun geçiş güçlüğü olan bir bölgesinde, lastiklerim yol tutuş kabiliyetini kaybetmiş ve o bölgeyi geçemeden hızım 0 km/h ‘e düşer ise parkurda mahsur kalırım. Şimdi aynı parkurda, sürüş güvenliğimi tehlikeye atmadan, parkurun geçişe müsaade etmediği bölgesine 10 km/h yerine 20 km/h hızla girersem, biraz hız kaybetsem de normal yürüyüp geçip gidebilirim.

İşte başarılı pilotaj; parkurun bu bölgesinde sürüş güvenliğini de dikkate alarak, hızımın ne olması gerektiğine doğru karar verebilme kabiliyetidir.

Linkte bu durumun bir örneğini izleyebilirsiniz.

<>

Yıllardır parkur idmanı yaparım, aynı parkurlardan tekrar tekrar farklı sürüş parametreleri ile geçerim, ne yapınca ne oluyor ya da olmuyor deneyerek gözlemlerim.

Bir parkur anımı anlatmak isterim. Derin bir yarık ve dik bir iniş kombinasyonu, lastiği doğru izden yürütmenin çok önemli olduğu bir iniş ve aynı yerden çıkış. İnişte sadece lastiği nereye basacağınıza dikkat ederken, çıkarken durum daha karmaşık oluyor. İlk zamanlarda risk almama adına, aracın bütün mekanik imkânlarını devreye alarak çıkışlarımı gerçekleştirdim. Sonra önce ön kilidi devreden çıkartarak denemeler yaptım, sonra arka kilidi de devreden çıkartarak denemelerim oldu. Sonra 4H orta kilitli olarak rampa ortasında dur kalk denemelerim oldu ve sorunsuz çıkabildim. Bir gün farkında olmadan, 4H ‘da olduğumu sanarak, 2H ‘da biraz hızlıca yürüyüp çıktım.  Sonra 2H ‘da daha düşük hızlarda başarısız teşebbüslerim oldu.

Bu parkuru da linkte görebilirsiniz.

<>

Bu denemelerden çıkan sonuç şu idi; birçok parkurun geçişi zor noktalarında ihtiyaç duyulan momentumu sağlamış olarak parkura girerseniz, sürüşünüzü başarılı bir şekilde sürdürmeniz mümkün olabilmektedir. Momentum, P=MxV (kütle *hız) denkleminde aynı araç için yorum yaptığımızı düşünür isek, kütle sabit olacağı için, momentum hızın doğrusal parametresi olacaktır. Yani hız ile bire bir değişecektir.

Zorlu noktalara ne kadar hızlı girerseniz, oradan takılmadan geçmeniz o kadar kolay ve mümkün olacaktır. Ancak burada dikkate alınması gereken diğer hususlar; güvenlik ve kırılma sınırları içinde kalmayı sağlayabilmek olmalıdır. Aracın devrilmesine veya mekanik bir kırılma yaşamasına neden olacak hızlara da çıkılmamalıdır.

Linkte verilen videoda yanlış momentum ile ve doğru momentum ile girilmiş bir parkurdan geçiş görünmektedir.

<>

.

Aynı parkurda biraz daha olgunlaştıktan sonra yapılan geçiş de aşağıdaki linkten izlenebilir.

Bu  videolar aynı zamanda offroad ‘da idman gerekliliğinin izahıdır.

.

<>

Tüm bu parametreleri doğru olarak değerlendirip uygulayabilmeye iyi pilotaj, tam tersine de kötü pilotaj denebilir. İyi pilotaj da kötü pilotaj da sürekliliği olan kavramlar değildir. Yani bir parkurda iyi bir performans sergiliyor olmanız her parkurda, hatta aynı parkurda bile kayıtsız şartsız iyi performans sergileyeceğiniz anlamına gelmez. Kötü performans için de durum aynıdır.

Sonuç ve Öneriler :

– İstisnai durumlar hariç, genel olarak “(Ağırlık) / (lastik taban alanı)” değerleri birbirine yakın olan hafif ve ağır iki aracı mukayese ettiğimizde, momentum açısından ağırlığı fazla olan, yani buna bağlı olarak kütlesi de fazla olan aracın aynı hızda, momentumu daha yüksek olduğu için, daha doğru pilotaj ile daha başarılı sürüşler yapması beklenebilir. Yani daha anlaşılır bir dil ile, ağır araç ve iyi pilotaj ile daha başarılı sürüşler yapmanız beklenebilir.

– Araçların farklı mekanik özellikleri, bazen sürüş kolaylığı sağlarken bazen de başımıza dert olabilir. Bazı araçlar ön kilit devredeyken direksiyonu biraz kırıp gaza bastın mı aks kesebilir. Ya da aksı güçlendirilmiş ise bu sefer diferansiyelinin içinde bir maraza çıkabilir. Bu problem akışı, motor güç akışının aksi istikamette, aks-diferansiyel-şaft-arazi şanzımanı- şanzıman-motor hareketli parçalarına kadar gidebilir. Beynelmilel arazi aracı olarak bilinen ve yaygın olarak kullanılan araçlarda dahi bu problemler yaşanabilmektedir. Aracımızı kullanırken momentumu korumak için gereğinden fazla gaza basar isek, aracımızı kırabiliriz. Aracımızın mekanik dayanıklılık sınırlarını bilerek kullanmamız hem güvenliğimiz hem cebimiz hem de yaptığımız işten keyif almamız için son derece önemlidir.

İyi pilotajın her şeyden önce aracını kırmamak olduğunu gözden kaçırmayalım.

– Motor gücü aracın son hızını ilgilendiren bir parametre olsa da, güce paralel artan tork, arazideki temel ihtiyacımızdır. Bir geçişin gerçekleşmesine ramak kala, araç low ‘da olmasına rağmen motor yığılabilir. Bu durumda pilotaj falan çöp olur. Hâlbuki arazi yeterliliği olduğu kabul edilen hiçbir aracın özellikle de düşük devire alındığında gaz yememe yığılma gibi bir probleminin olmaması gerekir. Buradan çıkan sonuç, arazi yeterliliği olduğu kabul edilen bazı aracın aslında öyle olmadığıdır. Arazi aracımızı seçerken motor güç yeterliliği konusunda dikkatli olalım, bizi zor durumda bırakacak bakımsız araçlardan uzak duralım, sahip olduğumuz araçlara da iyi bakalım.

– Her spor idman gerektirir, bunu offroad için de mutlaka değişmez temel kural olarak uygulayalım ve, aynı parkurlarda da olsa fırsat buldukça idman amaçlı sürüşler yapmaya gayret edelim.

Saygılar Sevgiler

13/05/2020

Süleyman ATILGAN

İletişim: Facebook & Instagram

Süleyman Atılgan tarafından profesyonel olarak hazırlanmış off road temel teknik ve off road sürüş tavsiyelerini içeren diğer makalelerini aşağıda görüntüleyebilirsiniz.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Tavan yükleri ve güvenli sürüş açısından araca etkileri nelerdir ?

Bu günkü konumuz “Tavan yükleri ve güvenli sürüş açısından araca etkileri nelerdir ?”:

Başka hiçbir yerde bulamayacağınız derecede ince bir analiz.

Araca etki eden kuvvetler temel olarak statik ve dinamik kuvvetler olarak ikiye ayrılabilir. Statik şartlar sadece araç durmuş vaziyette iken tek başına mevcuttur. Gerek aracın sürekli hareket halinde olmasından kaynaklanan; momentum, merkez kaç kuvveti gerekse süspansiyon sisteminden kaynaklanan etkiler ve motordan tekerleklere intikal eden döndürme etkileri nedeniyle, bazen de fren etkisi vs ile farklı şartlarda değişken denge kaybı yaratan etkilere de dinamik etkiler diyebiliriz. Dinamik etkilerin hepsi kütle ilintili etkiler olduğu için, hepsini aracın kombine ağırlık merkezinden etkiyor olarak düşünebiliriz.

Kombine ağırlık merkezi: Aracın kendi ağırlığı dışında içindeki sabit olan olmayan tüm ilave ekipman, eşya ve insan yükleri dikkate alınarak hesap edilmiş ağırlık merkezidir.

Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.

Araca yerleştirilen herhangi bir ilave yük, eğer aracın boş halinde hesap edilen ağırlık merkezinin üzerinde bir lokasyona yerleştirilir ise, aracın kombine ağırlık merkezini yukarı doğru kaydırır. Tam tersi, aracın boş ağırlık merkezinin altında bir seviyeye yerleştirilen ilave yük ise, aracın kombine ağırlık merkezini aşağı doğru kaydırır.

Denge-devrilme ‘nin temel kuralı, ağırlık merkezi yükseldikçe devrilmenin kolaylaşacağı, ağırlık merkezi alçaldıkça devrilmenin zorlaşacağıdır.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Denge offroad ‘un neresindedir ve önemi nedir yazımızı okumanızda fayda olacaktır.

Şimdi gelelim analizimize örnek olacak araç özeline.

Aracımızın lastik dışından lastik dışına 190 cm genişlikte olduğunu,

Araç yüksekliğinin yaklaşık 190 cm olduğunu,

Araç ağırlığımızın ~2000 kg olduğunu,

Araca koyulan ilave tavan test yükünün yerden 200 cm yükseklikte yerleştirildiğini,

Araca koyulan ilave tampon seviyesi yükün yerden 70 cm yükseklikte yerleştirildiğini,

Aracın kendi boş ağırlık merkezinin yerden yaklaşık 95 cm yükseklikte olduğunu kabul ettik.

Tavan yüklerini ; tavan çadırı, tavan sepeti, tavana entegre gölgelik, port bagaj vs oluşturabilir.

Tampon seviyesi yükleri ise ; demir tampon, vinç, tampon içi su deposu vs oluşturabilir.

Analizimizde temel olarak, araç üzerindeki ilave 100 kg ‘lık bir ağırlığın, tampon veya tavan pozisyonunda,  statik ve dinamik olarak araca müspet ve menfi etkilerini inceleyeceğiz.

Müspet etki : Dengede kalmaya yardımcı olan etki

Menfi etki : Aracın dengesini kaybetmesine sebep olan etki

Yani araca ilave olarak yükleyeceğimiz 100 kg ağırlığın, tampon seviyesinde olması ile tavan sepeti seviyesinde olması arasında ne gibi farklılıklar olacaktır ?

Bu cevaplara göre de aracımıza tavan sepeti, tavan çadırı, tavan gölgeliği, port bagaj gibi ekipmanları koyduğumuzda sürüş alışkanlıklarımızı nasıl regüle etmemiz gerektiğini tartışacağız.

Hesap kolaylığı olması için bazı ölçüler daha anlaşılır yakın sayılara yuvarlanmıştır.

Dinamik etkilerin yönü, etkiye sebep olan faktöre bağlı olarak değişebilecektir. Hesap kolaylığı açısından ve etkinin moment kolunun en yüksek değerde olduğunu düşündüğümüz yön örnek çalışmamızda esas alınmıştır.

Ayrıca bu bir değerlendirme analizi olduğu için aşağıdaki açıklamalar doğrultusunda da kabuller yapılmıştır.

F kuvveti, 100 kg ağırlığını oluşturan kütlenin fonksiyonu olmak kaydıyla; momentumun, eylemsizlik momentinin, merkezkaç kuvvetinin, fren etkisinin, süspansiyon sisteminin vs ‘nin fonksiyonu olarak araca etkiyecektir. 100 kg ağırlık için, kütle sabit olsa da, neyin etkisinde ortaya çıktığına bağlı olarak tavan sepeti hizasında veya tampon hizasında, araca farklı kuvvet değerleri ile etkileyebilecektir. Bu yüzden F1 ve  F2 olarak adlandırılmışlardır.

30 m yarıçaplı bir viraja 60 km/h (16.667 m/s) bir hızla girecek olur isek;

100 kg ağırlığında bir cismin maruz kalacağı merkez kaç kuvveti;

(100 kg) / (9.81 m/s2) * (16.667 m/s)2 / (30 m) = 94.39 kg olacaktır. Örnek hesabımızda, bunu yaklaşık 100 kg kabul edip, pozisyon farklılığının yaratacağı durumu göz ardı ederek F1=F2=100 kg kabul edebiliriz.

Notasyonumuz;  aracı dengede tutmaya çalışan tüm etkiler için  “+”, aracı devirmeye çalışan tüm için etkiler “-“ dir.

Örnek aracımız durağan ve düz vaziyette iken, hem kendi ağırlığı hem de ilave yükleri aracı dengede tutmaya çalıştığı için “+” olacaktır.

Araç düz pozisyonda ve hareket halinde iken araç ağırlığı ve ilave yükler “+” etki yaratırken, örneğin merkezkaç kuvvetinden kaynaklanan kuvvet “-“ etki yaratacaktır.

Aracın maruz kaldığı “-“ dinamik etki, aracı dengede tutmaya çalışan “+” etkiyi aşar ise araç devrilecektir.

Arazi şartlarında, aracın düz vaziyette olmadığını ve yana doğru yatık vaziyette olduğunu düşünecek olur isek, “-“ etkilerin çok daha küçük değerlerinde bu devrilme gerçekleşebilecektir.

Şimdi sayısal örneğimizi, aracın “dokunsan devrilecek” dediğimiz pozisyonda yani, aracın ağırlık merkezinin aracın devrilme noktası olan lastiğin en dış noktası ile aynı düşey hizaya gelecek kadar yatık olduğu durum için yapalım. Değerlendirme sadece ilave yük için yapılacaktır.

Bu durumda aracın ağırlığının devrilme noktasından geçen düşey eksene mesafesi 0 ‘dır. Yani araç boş ağırlığının, devrilme veya dengede tutma açısından etki eden momentinin kuvvet kolu 0 cm ‘dir. Doğal olarak M (moment) = G (ağırlık) x L (kuvvet kolu) formülünde L= 0 ise M = 0 olacaktır. Araç ağırlığının etkisinin 0 olduğu bu pozisyonda aracın tavan ve tampon seviyesine yerleştirilen ilave yükün etkisi ise şu şekilde ortaya çıkmaktadır;

Sadece statik etkiler için :

Tavan seviyesi yükleri için ,

M(-) = 100 kg x (-0.75 m) = -75 kg-m aracı devirecek şekilde

Tampon seviyesi yükleri için,

M(+) = 100 kg x 0.15 m =15 kg-m aracı dengede tutacak şekilde

Tampon seviyesi ve tavan seviyesi ilave 100 kg yük eş zamanlı araç üzerinde bulunuyor ise,

-75 + 15 = -60 kg-m devirme momenti fazlası ile araç devrilecektir.

Sadece tavan seviyesi ilave 100 kg yük araç üzerinde bulunuyor ise, -75 kg-m devirme momenti fazlası ile araç devrilecektir.

 Statik ve dinamik etkiler için :

Tavan seviyesi yükleri için ,

(Yukarıda izah edildiği gibi, F1=F2=100 kg kabul edildi)

M(-) = 100 kg x (-0.75 m) + 100 kg x (-2.10 m) = – 285 kg-m aracı devirecek şekilde

Tampon seviyesi yükleri için,

M(-) = 100 kg x 0.15 m  + 100 kg x (-1.15 m) = – 100 kg-m aracı devirecek şekilde

Tampon seviyesi ve tavan seviyesi ilave 100 kg yük eş zamanlı araç üzerinde bulunuyor ise,

(-285) + (-100) = -385 kg-m devirme momenti fazlası ile araç devrilecektir.

Sadece tavan seviyesi ilave 100 kg yük araç üzerinde bulunuyor ise, -285 kg-m devirme momenti fazlası ile araç devrilecektir.

Sayısal örnekten de anlaşılacağı gibi, tavan seviyesinde olan ilave yükler, araç özellikle yan yatmış pozisyonda ise hem statik durumda hem dinamik etkiler altında aracın daha erken devrilmesine sebep olacaktır.

Tampon seviyesinde bulunan ilave yükler ise, statik durumda aracın dengede kalmasına müspet etki yaratırken, dinamik etkileşim bu seviyedeki yükler için dahi, aracın devrilmesine sebep olabilecektir.

Sonuç ve Öneriler :

Hemen hemen hiçbirimiz, arazide kullandığımız araçları orijinal hali ile kullanmıyoruz. Arazi araçlarında en temel modifikasyonlar araç yükseltme ve lastik büyütmektir. Bu modifikasyonlar zaten aracın boş halinin ağırlık merkezini yukarı kaydırarak denge açısından olumsuz bir durumu beraberinde getirmektedir. Bunlara ilave olarak tavan seviyesinde koyacağımız her ilave yük aracın, özellikle yan durumda daha erken devrilmesine neden olacaktır.

Arazici aracını sever ve ona olabildiğince ekipman yükler. Bu ekipmanlardan bir kısmı görsel bir kısmı fonksiyoneldir. Örneğin; çalışmayan şnorkel, aktif olmayan dummy telsiz anteni bunlardan bazılarıdır. Yükseltilmiş ve MT – XT lastik takılmış bir aracı zaten teorik olarak asfaltta bile yüksek hızda sürmeyeceğimiz kabulü ile hareket edersek, araç aerodinamiğini olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramayan şnorkelin hayati olumsuz bir etkiye sahip olması söz konusu olmayacaktır.

Ancak; tavan seviyesine koyulan her ilave yük araç güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Bu yüzden sadece olsun diye tavan seviyesine işinize gerçekten yaramayacak hiçbir ağır ekipman koymayınız.

Eğer fiili kullanım ihtiyacınız nedeniyle araç tavanında; sepet, stepne, çadır, port bagaj, tente vs gibi ekipmanlar var ise, bunların yaratacağı olumsuz etkilerin farkında olarak araç kullanmamız hayati derecede önemlidir.

Araç yükseldikçe ve/veya daraldıkça veya referans kabul ettiğimiz 100 kg sepet yükü arttıkça etkiler olumsuz yönde artacaktır.

Saygılar Sevgiler

22/05/2020

Süleyman ATILGAN

İletişim: Facebook & Instagram

Süleyman Atılgan tarafından profesyonel olarak hazırlanmış off road temel teknik ve off road sürüş tavsiyelerini içeren diğer makalelerini aşağıda görüntüleyebilirsiniz.

tarihinde yayınlandı

Offroad ‘da Dik Tırmanış ve Karın Açısı

Off-road Temel Teknik Bilgiler 
 Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Of

Bugünkü konumuz “Offroad ‘da dik tırmanış ve karın açısı”:

Evet, Sevgili Arkadaşlar, bu akşam hafta sonu gezilerimizin birinde yaptığımız dik bir çıkışın teknik analizi yapacağız.

Konu ile ilgili ilk videomuz aşağıdadır. Daha çok debelenme sürecine ait görüntülerdir.

<>

İkinci videomuz ise çıkışın başarılı bir şekilde gerçekleştiği sürece aittir.

<>

Ekli resimlerin üzerinde gerekli açıklamalar var.

<>

İlk videoda, aracın dik yokuşta ilerleme ile ilgili bir problem yaşamadığına, ancak, askıda kaldığı an, artık yol almasının mümkün olmadığına dikkat edin. En dik pozisyonda bile, kısa kısa geri-ileri hareket edebilmekte. Bu da yokuşta yol tutuş problemi olmadığını göstermektedir.

<>

Off-road Temel Teknik Bilgiler

Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.

Problem askıda kaldığında, tekerlekler traksiyon kaybedince ortaya çıkıyor. Tekerleklerde traksiyon yoksa, lastik ebadı, cinsi, hamuru, orta,arka,ön kilitler, pilotaj, vs hiçbir işe yaramaz. Şimdi,  iyi bir pilotajla buradan çıkılır diye düşünenler olabilir. Pilotaj lastik yol tutmuyorsa bir işe yaramaz. Pilotaj, o duruma düşmemek noktasında fark yaratır sadece. Bu da tecrübe ile gelişecek, ne zaman ne yapmam lazım öngörüsüdür. İkinci videoda ise çıkış, her iki yöntemin kombinasyonu olarak gerçekleşmekte. Hem üst köşe bir miktar törpülenmiş, hem de yol tutuşunun kaybolduğu anı geçmesini sağlayacak atalete ulaşabilmiş olarak yola devam etmektedir.

<>
<>


Üst köşeye geldiğimizde karın açısı yeterli olmadığı için, şaşi oturuyor, lastik havada kalıyor veya havada kalmasa bile, araç şase üstünde iken, amortisör stroku uzun bile olsa, bir noktadan sonra, lastikte sadece dingil ağırlığı kalıyor. Bu diklikte bir yerde, ~2.5 ton aracı yürütmek için sadece dingil ağırlığı altında sağlanabilecek traksiyon yeterli olamıyor doğal olarak. Aracın kendi ağırlığı da tekerleklere olabildiğince intikal etmeli. Coilover amortisörler biraz fark yaratabilecektir.

Konuyu daha iyi anlayabilmek için artikülasyon yazımızı okumanızı tavsiye edeceğim.

Artikülasyon ‘un yol tutuşa etkisi nedir? Faydalı artikülasyon nedir ?
<>

İkinci videoda yaptığım hamleyi parkura girdiğim ilk anda yapıp yürüyüp gidebilmem de mümkündü. Ancak bu durumda şu an yapmakta olduğumuz analizi yapmak için çok bir gerekçe kalmayacak ve burası da normal yürüyüp gittiğimiz yerlerden biri olacaktı. Bu yüzden risksiz bir şekilde parkurda biraz oynaşın. Bu hem işin tadını arttırıyor hem de tecrübeyi geliştiriyor. Burada amaç sadece çıkmak değil. Şartları enine boyuna analiz edip, hem tecrübe yükseltmek hem de gözden kaçan noktaları yakalayıp, gezide olan olmayan bütün arkadaşlarımızla paylaşmak.

Parkur çok kısa bir parkur değil, en azından araç boyundan daha uzun bir parkur. Bu da her noktada çok dikkatli olmamızı gerektiriyor. Dik çıkışların risklerinin değerlendirildiği dik iniş ve dik çıkış üzerine arşiv yazımızı okumanızda büyük fayda olacaktır.

Araçla dik çıkış mı daha tehlikeli, yoksa dik iniş mi daha tehlikeli ?
<>

Burada değerlendireceğim durum, bizim üzerinde tartıştığımız parkur içindir. Kumsal benzeri düz sürüş parkurunda durum daha başkadır.
Araç çok zıplatmaktan kaçının. Özellikle, sert zeminde kilitler devrede değilken ve yüksek devirde.
Aracın ön lastikleri havalandığı anda, orta kilit devrede değil ise veya orta kilit devrede olsa bile arka tekerleklerden biri traksiyon kaybederse ön tekerleklerin ikisi birden, veya, yerden ayrılma anı farklı olduğu için ön tekerleklerden biri, motorun tüm gücünü emebilecektir. Araç 4L değil de 4H da ise bu defa, ön tekerleklerin hızı iyice artacaktır. Araç havanlınca fren yapmak gibi bir alışkanlığımız yok, gaza basmaya devam ediyoruz. Bu da aracın hızını değil, lastiğin dönme hızını daha da arttıracak bir etken oluyor. Bir de zıpladıktan sonra ön tekerler yol tutuşun iyi olduğu bir zemine düşüyorsa, aks kesebilirsiniz veya diferansiyel içinde(aks dişlileri veya örümcek dişlilerin sıyrılması veya kırılması, avare dişlilerin eksen milinin kırılması, dişli muhafazasının kırılması vs gibi) hasara neden olabilirsiniz. (Örneğin yol kenarındaki dik toprak çıkıştan asfalta zıplıyorsanız ve bu çıkışı aracın hızını arttıramadan gaza yüklenip sadece ön tekerleklerin hızını çok arttırmışsanız.)

Aracın arka lastiklerinin dönme hızı ve aracın kendi hızı ne kadar düşük, ön tekerlerin dönme hızı ne kadar yüksek olur ise ve ön tekerler bu yüksek hıza ulaştıktan sonra, gerek aracın hızının düşük olmasından, gerekse zeminin lastiğin dönmesine müsaade etmemesinden, akslar üzerinde ortaya çıkan burulma etkisini karşılayamayacak ve kesecektir. Aksın diferansiyel tarafı dönmeye çalışacak, lastik tarafı ise zemine temas edince aniden durmaya çalışacaktır.
4L de ise durum biraz daha farklı. Genelde 4L ‘de araçlarda orta kilit de devrede oluyor. Bu da ön şaft ve arka şaft arasındaki hız farkını ortadan kaldıracaktır. Ancak ön tekerlekler havaya kalkınca, gerek aracın genel zıplama eğiliminden gerekse kaygan zemin şartları nedeniyle, arka tekerlekler de patinaja düşerek hızını fazlaca arttırırsa, bu defa ön tekerlekler yere temas ettiğinde, hız çok yüksek olmasa bile 4L aktarma gücünün daha yüksek olması nedeniyle aks yine kesebilir.

Ayrıca her geçişten sonra parkurun yapısı da değişebiliyor bazen önden giden araç yolu yapıyor bazen bozuyor. Videoda bir iz yapmaya çalışırken oluşan kanalı doluyor ve köşe biraz törpülenerek yok oluyor ve aracın karnının oturma riski azalıyor.

Sonuç ve Öneriler :

Arazide her zaman dikkatli olun, laubali araç sürmeyin. Parkurun ne derece tehlikeli olduğunu başlangıçta fark etmemiş olabilirsiniz, her an tetikte olun, mümkünse size yön veren bir yardımcınız mutlaka olsun.

Aks üzerindeki yükteki ani değişim aksın kapasitesinin üzerinde bir etki yaratır ise aks keser. Bu etkinin nasıl ortaya çıktığını anlamak ve o hareketlerden kaçınmak lazım.

Aracı zıplatmayın. Zıplamak keyifli gibi görünse de muhtemelen aracın aktarma organlarına en çok hasar veren kullanım biçimidir. Bizlerin kullandıkları özellikle daha güçlü parçalar ile modifiye edilmemiş araçlarda bu konuda daha da dikkatli olun.

Saygılar Sevgiler

13/05/2020

Süleyman ATILGAN

İletişim: Facebook & Instagram

tarihinde yayınlandı 2 Yorum

Offroad da Engel Nasıl Aşılmalı ?

Off-road Temel Teknik BilgilerSevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-r

Bugünkü konumuz “Off road Araçla Engel Nasıl Aşılmalı  ?

4×4 off road aracınız ile arazide engebeleri aşarken veya kısa ancak dik ve yüksek çıkışlarda ne yapmalıyız, ne yapar isek çıkabiliriz, çıkmamızın mümkün olmadığı durumlar nelerdir, tehlikeleri nelerdir sorularına cevap arayacağız.

Öncelikle bulunduğumuz ve tırmanmaya çalıştığımız düzlemler arasındaki yükseklik farkının aracın arka tekerlekleri rampaya dayandığında, rampanın köşesinin veya aşmaya çalıştığımız engelin aracı şasiden askıya alacak kadar fazla olmadığı kabul edilmiştir. Eğer şasi, çıkılmak istenen rampaya temas eder ise, aracın aynı dingil üzerinde bulunan lastiklerin eş zamanlı artikülasyon kabiliyetinin müsaade ettiği ölçüde tırmanmayı gerçekleştirmek mümkün olabilecektir.

Biz temel anlamda tırmanmanın nasıl mümkün olabileceğini irdeleyelim.

Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.

Birden fazla lastik eş zamanlı bir engele dayanır ise, engelin geometrisine ve lastiklerin yol tutuş kabiliyetine bağlı olarak, sürüşü devam ettirmek mümkün olamayabilecektir. Bu yüzden, birden fazla lastiğin eş zamanlı bir engele dayanmaması sağlanmalı. Bunlar; ön iki lastik, arka iki lastik veya bir ön bir arka lastik olabilir. İkiden fazla lastik engele dayanıyorsa geçiş iyice zorlaşacaktır.

Lastikler eş zamanlı engellere dayansa bile belli bir hız ile gelinip geçilebilir.

Ancak lastiğin düşeyle yaptığı açının 75 dereceyi geçen pozisyonlarına karşılık gelen yüksekliği aşan engelleri hızla gelip geçemezsiniz.

Lastiğin önünde düz duvar gibi durdukları için hızla gelip geçerim diye hamle yaptığımızda araca doğrudan çarpma etkisi yaratacaktır ve normal bir çarpışma kazasında ne oluyor ise araç aynı duruma maruz kalacaktır ve kırılabilecek veya ön takımlarında kalıcı eğilip bükülmeler olabilecektir.

Bu durumda ne kadar büyük lastik o kadar başarılı geçiş durumu ortaya çıkacaktır.

Lastik büyütmenin offroad sürüşüne etkileri ile ilgili yazımızı okumanızı tavsiye ederim.

Lastikler önlerindeki engele tırmanmayı başarabilmişler ise muhtemelen içinde bulunacakları durum tipik bir çapraza düşme durumu olacaktır. Bu durumda ise aracın artikülasyon kabiliyeti ve/veya diferansiyel kilitlerinin mevcudiyeti sürüşe devam edebilme ile ilgili temel unsurlar olacaktır.

Artikülasyon kabiliyetinin etkilerini daha iyi anlayabilmek için, artikülasyon kabiliyetinin offroad kabiliyetine olan etkileri ile ilgili yazımızı okumanızı tavsiye edeceğim.

Artikülasyon ‘un yol tutuşa etkisi nedir? Faydalı artikülasyon nedir ?

`

Benzer şekilde diferansiyel kilitlerinin yol tutuş üzerindeki etkilerini daha iyi anlayabilmek için, diferansiyelin tüm detayları ile anlatıldığı yazımızı okumanızı tavsiye ediyorum.

`

Engel aşma veya kısa dik bir tırmanış özünde birbiriyle çok benzeştiği için, dik tırmanışa yönelik yorumlarımızı karışık engelleri aşarken de benzer şekilde değerlendirebilirsiniz.

Eğer engele P1A pozisyonunda yaklaşır isek, engel çok dik ise, engel ön iki tekerin önünde yüksek bir takoz gibi duracaktır ve aracı yukarı hareket ettirmek mümkün olamayabilecektir. Ön tekerlekler dönme hareketi ve arka tekerleklerin itiş gücü ile bu engeli aşsa bile, bu sefer P3A pozisyonunda, arka tekerlekler rampaya takoz gibi dayanacaktır.

Bu yüzden doğru yaklaşma pozisyonu, lastiklerin engeli tek tek aştığı P1B, P2B ve P3B ‘dir. Hafif bir açıyla girip, tekerleklerin tek tek sıra ile çıkmasını sağlamak daha doğru olacaktır. Ancak bu pozisyon, başarılı bir çıkış için araçta artikülasyon kabiliyeti olmasını da gerektirecektir. Artikülâsyon kabiliyeti yüksek ve diferansiyel kilitleri olan bir araç için çok keyifli ve başarıya ulaşacak bir tecrübe olacaktır.

Tehlikeli durum P1C, P2C ve P3C ‘dir. Açıyı biraz fazla verirsek, gaza diri basarsak, yeterli rampa yüksekliği de var ise, aracı P3C pozisyonuna ulaşamadan devirebiliriz.

Bu ve benzer pozisyonlarda devrilme riskinin irdelendiği, “Denge off-road ‘un neresindedir ve önemi nedir ?” yazımızı okumanızı tavsiye ederim.

Şimdi gelelim diğer başarılı çıkış parametresine.  Bu çıkışın yapılabilmesi için orta kilidin mutlaka olması gerekir. Pozisyon 2 ‘de arka tekerleklerin mutlaka yol tutabilecek bir zeminde olması gerekir. Pozisyon 3 ‘de ise ön tekerleklerin mutlaka yol tutabilir bir zeminde olması gerekir. Eğer bu şartları sağlayamıyor iseniz aracı boşuna yoruyorsunuz demektir.

Fotoğrafta görülen dere yatağından çıkış teşebbüsünde, arka tekerlekler dere yatağının tabanın gömülüp, yol tutuşu imkânsız bir duruma düştüğü için bu parkuru daha fazla zorlamak anlamsız bir davranış olacaktı. Daha nitelikli lastikler ile o zeminde dahi yol tutuş sağlanıp çıkış gerçekleştirilebilir. Ancak sonuç yine pozisyon 2 ‘de arka lastiklerin yol tutup tutmaması noktasında düğümlenir. Bizim içinde olduğumuz şartlarda yol tutuşu sağlanamadığı için, sağduyulu davranıp, gezimiz katılan arkadaşlarımızın tüm teşviklerine (dolduruşlarına) rağmen mücadeleyi sürdürmedik.

`

Fotoğrafın çekildiği tırmanma teşebbüsünün videosunu izlemenizi tavsiye ederim.

`

`

Sonuç ve Öneriler :

Aşırı modifiye, iri XT lastikler, coilover amortisörlerle donatılmış araçların zorlu parkurlarda verdikleri video görüntülerinin cazibesine kapılmayın. Sahip olduğunuz aracı tanıyıp hangi şartta ne yapabilirsiniz, ne yapamazsınız, ne yapmamalısınız konusunda kendinize zaman tanıyıp, her defasında dozajı azar azar arttırarak ilerleyin. Her aktivitenin idman gerektirmesi gibi offroad da idman gerektiren bir aktivitedir. Bol bol idman yapın, bu idmanların aynı parkurda olması bile size pozitif katkılar sağlayacaktır. Gevşek yüzeyli, boyuna yarıklar olan, oldukça dik ve bir kenarı “yarmık” olan kısa bir parkurda yıllarca aracımın tüm mekanik imkânlarını devreye alarak geçtikten sonra, bir gün dalgınlıkla, 4×2 modunda biraz hızlıca yürüyüp çıkıverdim. Edineceğiniz tecrübenin sonu yok, sadece başlangıçta daha fazla yeni bilgi öğrenirken, zaman geçtikçe öğrendiğiniz şeyler azalırken öğreneceğiniz şeyler hiçbir zaman bitmeyecektir. Her sürüşü belli bir bakış ve akılla yapmaya çalışın. Geçeceğiniz yeri mutlaka iyi inceleyin, lastiği nereden yürütmem lazım, diferansiyel karpuzunu nerden geçersem vurmam, zemin nerde lastiğe en iyi traksiyon sağlar, kendimi nerde en az tehlikeye atarım, aracı en az hangi izde üzerim, bu geçişi hangi hızda yapmalıyım, aracımın çekiş sistemi ve artikülasyon kabiliyeti bu geçişe uygun mu gibi sorular hep kafanızda olsun. Sürekli bu sorularla yapacağınız sürüşler, bir süre sonra kendi parkurunuzu açabileceğiniz bir vizyon sağlayacaktır size. Offroad camiası çok büyük ve gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Geçmiş yıllarda nadir gördüğümüz heybetli arabaları artık daha sık görür duruma geldik. En iyi offroad aracı diye bir şey yoktur, sahip olduğumuz aracı doğru ekipman ile donatıp ondan en yüksek randımanı almak olmalıdır hedefimiz.

Son söz araya sıkıştırayım, orta kilitsiz araç almayın, mümkünse asgari arka kilidi olan veya çok masraf çıkartmadan takılabilecek bir araç seçin.

Normal şartlarda ; orta kilit + arka kilit + MT Lastik birlikteliğinin, orta kilit + XT Lastikten daha iyi performans vereceğini göz ardı etmeyin.

Saygılar Sevgiler

25/03/2020Süleyman ATILGAN İletişim: Facebook & Instagram

Süleyman Atılgan tarafından profesyonel olarak hazırlanmış off road temel teknik ve off road sürüş tavsiyelerini içeren diğer makalelerini aşağıda görüntüleyebilirsiniz.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Arazide Hangi Lastiği Tercih Etmeliyim ?

Off-road Temel Teknik BilgilerSevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-r

Off Road Lastik Seçimi

Bugünkü konumuz “Arazide Hangi Lastiği Tercih Etmeliyim  ?”:

Lastik işi özellikle offroad camiasına yeni dahil olanlar için tam bir muammadır. Biraz zaman geçip yeterli tecrübeyi edindikten sonra herkes kendice bir doğrunun peşinden gidecektir. Bu doğrular da genelde birbirinden farklı olacaktır. Ben de kendimce edindiğim tecrübeleri ve tespitlerimi paylaşmaya çalışacağım.

Öncelikle araçlarda kullandığımız offroad lastiklerinin tiplerini hatırlatarak başlayalım.

AT – All Terrain (Tüm arazilerde)

MT – Mud Terrain (Çamur arazilerde)

XT – eXtreme Terrain (Aşırı / uç noktada arazilerde)

Olarak adlandırılan genel bir offroad lastik sınıflandırması vardır diyebiliriz.

İnternet üzerinde offroad lastik ile ilgili arama yaptığınızda, özellikle satış sitelerinin bir çoğunda, lastik seçimi yaparken karşınıza şu rakamlar gelecektir;

%50 Asfalt – %50 arazi ise AT Lastik,

%20 Asfalt – %80 arazi ise MT Lastik,

%5 Asfalt – %95 arazi ise XT Lastik.

Özellikle yeni başlayan offrod cu, arabam her yerde gitsin diye, AT lastiğe balıklama dalabilir, “mud terrain” tanımı sebebiyle MT lastik tercih edebilir, veya en iyi ben olayım diye XT lastik edinebilir. Şansı var ise, genel kullanım amacı ve kullanım tarzı seçtiği lastiğe uyar ve sıkıntısız kullanmaya devam eder, şansı yok ise peşi sıra yaşadığı bir miktar başarısızlık ve/veya memnuniyetsizliğin ardından lastik değiştirme arayışına başlar.

Öncelikle yukarıda verilen yüzdelerin neyi ifade ettiğini doğru anlayarak başlamak lazım lastik seçimine. Bu yüzdeler, lastiğin takılacağı aracın, yaklaşık ortalama asfalt ve arazi şartlarında ne kadar zaman geçirdiği ile ilgilidir. Asfalt sürüş konforu veya arazi sürüş başarısı ile doğrudan ilgisi yoktur.

Asfalt şartları bellidir ama, arazi şartları çok değişkendir. Orman içi toprak yollar da arazi sayılır, belinize kadar girdiğiniz çamur da.

Bu yüzden kendimize doğru bir hedef seçmeliyiz ve o hedef doğrultusunda lastik tipimiz tayin etmeliyiz.

Ben bazı hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için yapılan lastik seçimlerini ve ortaya çıkan sonuçları örneklerle anlatmaya çalışacağım.

Hedef  : Araziye çıkacağım ama, asfaltta sıkıntısız bir sürüş istiyorum.

Tercih  : AT Lastik tercih edilecektir.

Sonuç  : Asfaltta konforlu bir sürüş beklentisi karşılanır. Arazi sürüşünden beklentiniz toprak yol gezileri ise, arazide de memnun kalırsınız. Daha zorlu gevşek, çamurlu, ıslak dik çıkış ve inişler olan offroad sürüşlerinde ise maalesef gönlünüz biraz kırılır. Karda ise, daha arazici olduğu düşünülen MT ‘lerden yüksek performans sergileyince bu defa gururunuz okşanacak biraz.

Hedef  : Zorlu şartlarda da ortalamanın üzerinde bir sürüş başarısı istiyorum.

Tercih  : MT Lastik tercih edilecektir.

Sonuç  :  Asfaltta 20 km/h altındaki hızlarda hafif tıkırtı hissedeceksiniz, 80 km/h üzerindeki hızlarda da yoldan yoğun uğultu sesi işiteceksiniz. Ayrıca araca asfalt lastikleri takılı iken ulaşabildiğiniz hızlara artık sürüş güvenliği için çıkamayacaksınız. Gevşek zemin, kaya zemin, dik iniş-çıkış performansınız arzu ettiğiniz seviyede olur iken, adıyla çelişir bir şekilde çamurda o kadar da başarılı olmadığını göreceksiniz. Asfaltta yağmurda kaydığınızı fark etmeye başlayınca tedirgin olacaksınız. Karda ise arazi kabiliyeti daha düşük kabul edilen AT ‘lerden daha başarısız olunca biraz burulacaksınız.

Hedef  : Arazide her parkurda kayıtsız şartsız başarı istiyorum. (Arazide kayıtsız şartsız başarı diye bir şey yok ama hadi hedefimiz bu olsun diyelim)

Tercih  : XT Lastik tercih edilecektir.

Sonuç  : Özellikle çamur parkurlarda arzu edilen başarı elde edilecektir. Ancak mümkünse parkur evinizin arka bahçesinde bir yerde olsun. 60-70 km yol gidip, arazide en fazla 10 km yol yapıp tekrar 60-70 km geri gelince XT lastiğin babasına bolca rahmet okuyacaksınız. Asfalt sürüşünde her hız seviyesinde takırtı tukurtu uğultu eksik olmayacaktır.

Hedef  : Her parkurda başarılı bir sürüş ve asfaltta yüksek bir konfor arıyorum.

Tercih  : ???

Sonuç  : Bu hedefe ulaşmamızı sağlayacak tipte bir lastik yok. Sadece bazı lastikler için MT asfalt sürüş konforu ve XT arazi performansı alınabileceği ifadeleri var. Ben bunlardan bir tanesini telaffuz edeyim, Interco Super Swamper TSL SX.

Aynı kategorideki lastikler arasında bile belirgin yol tutuş farklılıkları olabilmektedir. Bu tespitler genel lastik karakterleri dikkate alınarak yapılmıştır. MT Lastiklerin kar sürüşünde performansları istikrarlı değil iken belli bir marka MT lastiğin kar performansı da fevkalade yüksek de olabilir. İstisnalar kaideyi bozmaz diyeceğiz bu durumda.

Kar sürüşü konusunda daha önceki yazımızı okumanızı tavsiye ederim.

Arazi aracı kullanırken başarılı bir arazi sürüşü yapmak bazen her şeyin önüne geçebiliyor. Bu biraz da insanın nefsine yenilmesi oluyor aslında. Arazide nefsinize yenilmeyin ve illa da valla da buradan geçeceğim diye, arazi araçlarına hiç yakışmayan çavuş desen biçimsiz lastikleri takmayın lütfen. Arazi aracına hiç yakışmayan bir lastiktir. İş makinesi değil onlar arazi taşıtı. 4×4 bir traktör veya JCB 4CX alın amaç sadece başarılı bir sürüş ise, çok daha memnun kalırsınız.

Sonuç ve Öneriler:

Lastik seçerken, %50 Asfalt – %50 arazi ise AT, %20 asfalt – %80 arazi ise MT, %5 asfalt – %95 arazi ise XT söyleminin bir aldatmaca olduğunun ve arazi sürüş başarısı ile doğrudan ilgili olmadığının farkında olun.

İlk arazi aracımı aldığımda, yaptığım ilk şey lastiklerimi değiştirmek oldu. Bu % yanılgısına ben de düştüm. Bir takım AT lastik aldım. Stepneyi değiştirme gereği bile duymadım. Psikolojim şöyle idi, “her yere giderim her şeyi yaparım”. Zaman içinde yaşanan hayal kırıklıkları ayaklarımın yere basmasını sağladı.

Lastik seçmeden önce beklentilerinizi net bir şekilde ortaya koyun. Mümkünse hedeflediğiniz lastik tipi ile donatılmış bir araç ile hem asfaltta hem de arazide test sürüşü yapın ki sonradan bir sürpriz ile karşılaşmayın.

Lastik takımı 4 adet değil 5 adettir. Yedek lastiğinizi de mutlaka takıma dahil düşünün.

Arazi araçları için yaz dönemi ve kış dönemi farklı lastik takımı kurulabilir. Örneğin; yazın AT kışın MT veya yazın MT kışın XT. Ülkemiz ekonomik şartları göz önüne alındığında bu pek mümkün olmuyor.

Ben bunun bir adım ötesine gidiyorum ve bir araziciye 4 araç lazım diyorum. Bir tane çok zor parkurlara girmeden kamp için kullanacağı (hadi bu defender olsun), bir tane eşyamı nereye koyacağım derdi yaşamayacağı çift kabin, bir tane hoby car olarak kullanabileceği (mümkünse rubicon olsun), bir tane de aşırı hor kullanıp canını çıkartabileceği.

Bu arada arazi lastiği kategorisinde yer almayan ancak arazi performansı şaşırtıcı derecede iyi olan kar lastikleri ile geçen sene birlikte gezilere katıldığımız Kanaga Smyrni ve Volkan Dural Subaru ‘larla harikalar yarattı.

Son söz araya sıkıştırayım, orta kilitsiz araç almayın, mümkünse asgari arka kilidi olan veya çok masraf çıkartmadan takılabilecek bir araç seçin.

Normal şartlarda ; orta kilit + arka kilit + MT Lastik birlikteliğinin, orta kilit + XT Lastikten daha iyi performans vereceğini göz ardı etmeyin.

Saygılar Sevgiler

23/03/2020Süleyman ATILGAN İletişim: Facebook & Instagram

Süleyman Atılgan tarafından profesyonel olarak hazırlanmış off road temel teknik ve off road sürüş tavsiyelerini içeren diğer makalelerini aşağıda görüntüleyebilirsiniz.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Offroad ‘da Ağır Araç mı Hafif Araç mı ?

Off-road Temel Teknik BilgilerSevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-r

[ad_1]

Off-road Temel Teknik Bilgiler

Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.

Bugünkü konumuz “Offroad ‘da Ağır Araç mı Hafif Araç mı  ?”:

Sorumuz aslında başarılı bir offroad sürüşü ekseninde, ağır araç mı tercih edilmelidir, yoksa hafif araç mı tercih edilmelidir olsa da, ağırlık araç ebadına paralel değerlendirilip büyük, araç mı yoksa küçük araç mı eksenine kayacaktır.

Bu eksen kaymasına çok mahal vermeden daha çok, başarılı bir offroad sürüşünün temel unsuru olan yol tutuş noktasında değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Parkur ; çamur, gevşek kuru zemin, kar, kum, kaya olabilir.

Sorunun özü, piknik, kamp, diğer outdoor aktiviteler çerçevesinde hangi aracı daha randımanlı kullanırız değil, doğrudan offroad da hangi araçtan daha fazla randıman alırız.

Başarılı offroad sürüşü için, ağır araç mı hafif araç mı sorusunun cevabı temel fizik kurallarında yatıyor aslında.

Araçların yürümesini sağlayan kuvvet tekerlek ile yürüdüğü zemin arasında ortaya çıkan kuvvettir. Biz buna traksiyon diyoruz. Wikipedia tanımı ; (çekiş veya çekiş kuvveti)  bir yüzey ile teğet bir yüzey arasında kuru sürtünme kullanımı yoluyla hareket üretmek için kullanılan kuvvettir şeklindedir.

Bu kuvveti etkileyen birçok parametre vardır. Zemin evsafı, lastik hamuru, lastik deseni, lastik genişliği vs bunların en önemlileridir.

Bu yüzden, değerlendirmeyi doğru ve eşit şartlarda yapabilmek için araçların hepsinin eğik düzlem deneyinde 45 derece eğimde kaymaya başladığını, yani statik sürtünme katsayısı

µ = tan 45 = 1 olduğunu kabul edeceğiz.

Durumu basite indirgemek için, statik ve kinematik sürtünme katsayısı ayrımı yapmayacağım.

Lastik ile yüzey arasında ortaya çıkan çekiş kuvvetinin bir üst sınırı vardır. Bu sınır ne kadar yüksek olursa, araç o kadar iyi yol tutar, ne kadar düşük olur ise o kadar kötü yol tutar.

İşte çekiş kuvvetinin bu üst sınırını oluşturan değere “F_s, sürtünme kuvveti” diyoruz.

Sürtünme kuvveti, iki yüzey arasındaki birbirine dik kuvvet ile sürtünme katsayısının çarpımına eşittir.

F_s = N x µ

Bu denklemde µ=1 kabul ettiğimiz için, sürtünme kuvveti normal kuvvet N ‘nin doğrusal fonksiyonu olmaktadır. Buradan çıkan sonuç tartışmasız ve çok açıktır. Sürtünmeye dayalı hareket sağlanan durumlarda, araç ağırlığı ne kadar fazla ise yol tutuş o kadar yüksektir. Yol tutuş ne kadar yüksekse offroad sürüş başarısı o kadar yüksek olur.

Peki bu durum 4×4 = 16 kadar kat-i midir ?

Offroad bu, hiçbir şey bu kadar kesin olamaz tabi ki.

Şimdi etkileyen diğer durumları değerlendirelim.

Zemin üzerinde yürüyüş iki temel şekilde olur; ilki zemin üzerinde yüzerek, ikincisi zemin üzerinde tutunarak.

Zemin üzerinde yüzerek ilerleme; kumda, bazen karda, çok nadiren çamurda olur.

Zemine tutunarak ilerleme ise; gevşek kuru zeminde, kaya zeminde, bazen karda, çoğu zaman çamurun dibindeki sert zemine ulaşılabildiğinde olur.

Eğer zemin üzerinde yüzerek ilerleniyor ise, araç ağırlığı artar ise, araç batar yani diferansiyeller ve/veya şasi oturur ve araç yola devam edemez. Burada durum ağır araçlarda büyük ve geniş lastik kullanarak dengelenir.

Eğer zemine tutunarak ilerleniyor ise tartışmasız ne kadar ağır araç o kadar iyi yol tutuş.

Ağırlaştırılan veya zaten ağır olan araçlar için dikkat edilmesi gereken diğer unsurlar:

– Araç ağırlığına yetecek güçte motor gereklidir

– Ağır araçların akaryakıt sarfiyatı her zaman daha fazladır.

– Araç ağırlığını karşılayabilecek sağlamlıkta aks, diferansiyel, şaft, arazi şanzımanı ve şanzıman gereklidir

– Ağır aracın, kütle atalet momentinin daha zor yenileceği ve hızlanma performansının düşük olacağı gözden kaçmamalıdır. Bu yüzden “toprak yol gazlamacısı” olarak tanımladığım ralliciler her zaman olabildiğince hafif araçları tercih ederler ve, yarışlarda en büyük avantajı, hızları düştükten sonra olabildiğince kısa sürede en yüksek hıza ulaşarak elde ederler. Bu da ancak hafif araçla olur. Biz zamana karşı olan müsabakaları değil offroad sürüşünü değerlendirdiğimiz için bizim tercihimiz ağır araç olmalıdır.

İçinden 10 ‘a yakın adam çıkan Lada Niva ‘nın arkasına bağlanan tüm araçları çektiği videoyu hatırlayın Lütfen.

Benim verdiğim bilgiler ekseriyette olması beklenen durumlar içindir. Bunun dışında gerçekleşen durumlar da yine tanımladığım fizik kuralları çerçevesinde kendi şartlarında ortaya çıkabilmiş farklı durumlardır. Ama fizik kuralları kesindir ve en azından günümüzdeki bilgiler çerçevesinde değiştirilemez.

Dedik ya 4×4=16 olmuyor her zaman, diğer araçların tüm donanımlarına rağmen geçemediği yerden Niva güle oynaya geçebiliyor bazen.  Bazen de, Niva ‘nın debelendiği yerden, ağır ve hantal bir Toyota güle oynaya geçebiliyor.

Evet, ağır aracın gidemediği yerde niva yürüyüp gitmiş olabilir. Gevşek zemini geçip, tabanda sert zemini araç oturmadan bulmanın mümkün olmadığı bir zemindir, araç gevşek zemin üzerinde yüzerek giderse ancak parkuru geçebilecektir, hafif ve geniş tekerlekli bir niva, ağır aracın şasiye kadar gömüldüğü yerde yürüyüp gitmiştir. Peki çamur parkurların % kaçında durum bu şekilde gerçekleşir. Benim bu güne kadar tecrübe ettiğim %10 bile değil. Yani o zaman %90 lık kısma göre yorum yapmak daha doğru olacaktır. Çamurda, genelde tabandaki sert zemine ulaşıp zemin tutabilen hem ağırlığı fazla hem lastik çapı büyük ve deseni uygun  araç daha başarılı bir sürüş yapar sonucuna da böyle ulaşıyorum zaten. İstisna yok mu, evet var yukarda örneğini verdiğimiz niva.

Veya tam tersi bir örnek vereyim, kumda ağır araç başa bela gibi düşünülür. Hâlbuki ağır ama geniş lastikli bir araç, momentumunu da koruyarak yaptığı bir sürüşte, hafif ama çok dar lastikli bir araçtan daha başarılı olacaktır muhtemelen. Ne oldu, hafif araç battı, ağır araç geçti mi oldu şimdi. Öyle gibi olsa da asıl olan, o an için araç ve parkur şartlarına göre fizik kurallarının işlemesidir sadece.

Sonuç ve Öneriler :

Yukarıda da belirttiğim gibi, sürtünme katsayısını etkileyen parametreler eşitlenmiş olmak kaydı ile, ağır araçların çekiş kuvvetinin üst sınırı olan sürtünme kuvveti daha fazla olacağı için, en az %80 doğrulukla offroad da daha başarılı sürüş yapması beklenir. Aksi durum dediğimiz istisnalar bu kaideyi bozmaz, onlar da aynı fizik kuralları çerçevesinde kendi sonuçlarını farklı bir şekilde doğurmuşlardır zaten.

100”-120” arasında dingil mesafesi olan, teçhizatlı hali ile 2000 kg civarında, yaklaşma ve uzaklaşma açıları  uygun bir aracın, doğru lastik tercihi ile arazi performansının diğer araçlardan daha yüksek olması beklenir.

3000 kg sınırına dayanan ağırlıkları, 39”-42” iri lastikleri ve 200 litreyi bulan yakıt depoları ile arazide boy gösteren büyük abiler videolarda gözünüzü kamaştırsa da, bir bütün olarak düşünüldüğünde biz sıradan offroadcular için çok da makbul araçlar değildir.

Küçük ebatlı olmasına rağmen, normalden fazla yüklenerek ağırlaştırılmış araçların, aktarma organlarında kırılma problemleri yaşanabileceği de gözden kaçırılmamalıdır.

Son söz araya sıkıştırayım, orta kilitsiz araç almayın, mümkünse asgari arka kilidi olan veya çok masraf çıkartmadan takılabilecek bir araç seçin.

Saygılar Sevgiler
18/03/2020


 

[pt_view id=”3af118445s”]

Bu ilan Süleyman Atılgan tarafından facebook grubumuza gönderilmiş olup İletişim bilgilerini grubumuza katıldıktan sonra görüntüleyebilirsiniz.

 

[ad_2]

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

Lastik Büyütme ve Offroad Sürüşüne Etkileri Nelerdir ?

Off-road Temel Teknik BilgilerSevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-r

[ad_1]

Off-road Temel Teknik Bilgiler
Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.
Bugünkü konumuz Lastik Büyütme ve Offroad Sürüşüne Etkileri Nelerdir ?:
Araç modifikasyonun hemen hemen ilk basamağını lastik değiştirmek olarak düşünebiliriz. Hazır donanımlı bir araç almadıysak, standart bir araç aldıysak, yapacağımız işlerin başında lastik değiştirmek geliyor.
Öncelikle arazide kullandığımız lastiklerin neler olduğuna kısaca bakalım. AT (All Terrain), MT (Mud Terrain), XT (Extreme Tarrain) Bu yazımız lastiklerle ilgili olmadığı sadece lastik büyütülmesi ile ilgili olduğu için, konu dışı detaylara çok girmeyeceğim.
Hangi tip off-road lastiği tercih etmeliyim ? sorusunun cevabı linkteki yazımızdadır.
`
Lastiklerimi büyütmek istiyorum ne kadar büyütmeliyim ve arazide lastik neden büyütülür sorularının cevaplarını hep beraber aramaya çalışalım.
Büyük lastiklerin engel aşma kabiliyeti küçük lastiklere göre daha fazladır. Yani lastik büyüdükçe, engel üzerinden geçebilme kabiliyetiniz artacaktır. Ekli resmi inceleyecek olur isek, lastiğin aynı açı pozisyonunda aşabileceği yüksekliklerin farklı çap lastiklerde farklı olduğu ve, lastik çapı arttıkça, aynı açıya karşılık gelen yüksekliğin de arttığı görülebilir. Tablodaki değerleri incelersek bu artışın ne mertebede olduğunu görebiliriz. Sayısal olarak örnekleyecek olur isek, lastik için aynı zorluğu yaratacak 75º sabit açı noktasında, 27” lastik 25.4 cm engeli aşabiliyorken, 35” lastik 32.9 cm engeli aşabilmektedir. Santimetre olarak baktığımızda küçük görünen bu fark %30 dur. 37” ‘e gittiğimizde aradaki fark %38 olacaktır. Yani, küçük lastik için düz duvar gibi aşılamaz olan bir engel, büyük lastik için, tırmanılıp üzerinden yuvarlanarak geçilebilir bir engel olacaktır.
Buradan çıkan net sonuç şudur, arazide engel aşma kabiliyeti açısından büyük lastik her zaman daha kabiliyetlidir.
Lastik çapı ile lastik genişliğini birbiriyle karıştırmamak gerekli. İkisi birbirinden fayda/zarar açısından zemine de bağlı olarak çok farklı kavramlardır. Ancak piyasada tedarik edilebilir lastikler açısından, genel anlamda lastik çapı büyüdükçe, genişliği de artmaktadır.
Özellikle solid aks araçlarda diferansiyel karpuzunu yerden uzaklaştırmanın lastik çapı büyütmek dışında “makul” bir yolu yoktur. Portal aks benzeri uygulamalar bizim konuştuğumuz araçlar açısından ütopik çözümlerdir.
Normal bir aracın diferansiyel karpuzunun yere uzaklığının ~ 16 cm olduğunu kabul edersek, lastik ebadı 3” arttırılmış (örneğin 30” ‘den 33“ ‘e) bir araç için ;
3 inch x 2.54 cm/inch = 7.62 cm
7.62/2=3.81 cm
3.81/16= %23.81 hatırı sayılır bir yükselmedir.
Bazen aracın altını takır tukur vurmadan ilerlemek için 1 cm e ihtiyaç duyarsın. Eğer, O 1cm varsa vurmadan geçersin, yoksa vurursun geçersin veya kalırsın.
Başarılı bir araziye sürüşü için, lastiklerimizi olabildiğince büyütmek gerekliliği tartışılmaz bir gerçektir.
Lastik büyütme ile ilgili bizi sınırlayacak unsurlar neler olabilir?
Bu unsurları başlıklar altında inceleyecek olur isek :
Fiziksel Sınırlar:
Lastiğin fiziksel olarak davlumbaz ve çamurluğun içine sığması gerekir. Veya ufak tefek tıraşlamalar ile bunun sağlanabilmesi gerek. Çok derin modifikasyonlar ile bigfoot yaparsınız, sınır yok bu işte. Bizim değerlendirmelerimiz makuliyet sınırları içinde yapılacak modifikasyonlar için.
Yükseltme kiti uygulanmış ise, bunun çok aşırıya gitmeden yapılmasını öneririm.
Lastiği fiziksel olarak davlumbazın içine yerleştirebiliyor olmak veya biraz kesip biçerek yerleştirebilmek, istediğimiz kadar ebat büyütmemize imkan verir mi? Örneğin jimny ‘e 42” lastik takabilir miyiz ?
Takmaya bir engel yok, önemli olan sağlıklı kullanılabilir mi ? Özellikle İstanbul gruplarında çavuş desen iri lastik takılmış Suzukilere rastlamak mümkün. Bu araçlara bakıp sadece davlumbaz ve çamurluk tıraşlayarak bu lastiklerin takılmadığını bilmekte fayda var. Aktarma organlarında çok derin modifikasyonlar olan araçlar onların birçoğu.
Aktarma Organları İle İlgili Sınırlayıcı Unsurlar:
Bir taraftan lastik büyütürken, diğer taraftan, aracın motor-şanzıman-arazi şanzımanı-şaftlar-diferansiyel-akslar üzerinden akan gücünün aracı kıracak kadar zorlamadan lastiklere aktarılmasını sağlamak gerekmektedir.
Lastiği, orijinaline göre büyüttüğümüz oranda ayna mahruti oranını değiştirirsek, diferansiyele kadar olan sistem için riskleri makul ölçüde azaltmış oluruz. Bu şu demektir; ayna mahruti oranı 4.10 ve orijinal lastiği 32” olan bir aracın lastiklerini, 35” ‘e çıkartırsak, yeni oran 4.10*35/32 =4.48 olacaktır. Yani yeni ayna mahruti oranı, 4.48 ‘den büyük ve en yakın oran olmalıdır. 4.56 olabilir örneğin. Bu değişim yapıldıktan sonra, motor aksamları-şanzıman-arazi şanzımanı-şaftlar açısından, lastiğin büyütülmesinin yarattığı ilave zorlayıcı etki ortadan kalkmış olacaktır. Ancak diferansiyelin içi ve akslar için durum maalesef böyle olmayacaktır. Eğer diferansiyelin iç muhafazası, avare dişliler ve milleri, aks dişlileri ve akslar, önde U-joint veya CV-joint bağlantıları artan yükü karşılayacak dayanıklılığa sahip değil ise, arabayı çok naif kullanmaz iseniz, bir yerde “dama” diyecektir ve kırılacaktır.
Etki tepki prensibi gereği, lastiklerin aracı ilerletmek için zemine uyguladığı kuvvet kadar bir kuvvet de, zemin tarafından lastiğin dış çeperine uygulanır. Yani lastik çapı büyüdüğünde bu kuvvetin moment kolu da büyüyeceği için, büyüyen lastikle birlikte araç daha fazla güce ihtiyaç duyacak ve daha fazla zorlanacaktır.
Akslara intikal eden kuvvetin üst sınırı, sürtünme kuvveti * tekerlek yarıçapı kadar burulma momenti doğuracaktır. Denklemde yarıçap çarpan olduğu için, çap ne kadar büyürse, karşı koyan burulma momenti de o kadar artacaktır. Eğer lastiği aracın altyapısının kaldıramayacağı kadar büyütmüş isek, bu karşı koyan burulma momenti aks kesebilir. Aks yeterince kuvvetliyse, diferansiyel dağılabilir, o da yeterince kuvvetliyse, şaft ıstavrozuna, arazi şanzımanına, şanzımana, motora kadar zayıf bulduğu neresi varsa orayı kırar. Hiçbirini kırmıyorsa, aracın altyapısı zaten bu ebadı kaldıracak kadar güçlüdür.
Aracı zorlayan tek parametre bu da değildir. Daha az olmakla birlikte, lastiğin kütlesinin bir parametresi olan ve, harekete geçme esnasında motordan gelen güce karşı koyan, lastiğin kütle eylemsizlik momenti (Mass moment of inertia) de vardır. Durağan vaziyette olan lastiği harekete geçirmeye çalıştığımızda ortaya çıkan karşı kütle direncidir. Kütle ağırlığın yerçekimi ivmesine bölünmesi ile elde edildiği ve yer çekimi ivmesi sabit olduğu için, eylemsizlik momentindeki değişimi doğrudan ağırlığın parametresi olarak da değerlendirebiliriz.
Yani özetle lastiğin kütle eylemsizlik momenti, ağırlığı ve çapının karesi ile doğru orantılıdır. (I=mr^2/2)
Lastik ağırlaştıkça ve çapı arttıkça bu karşı direnç de artacaktır.
Bu demektir ki ; Lastik büyüttükten sonra gaza çok diri basmayın, aks kesersiniz. Bu durum Ön diferansiyeli DANA 30 olan ZJ ve WJ grubu araçlarda çok yaygındır.
Aktarma organları modifiye edilmemiş hali ile, O “heybetli” defender ‘ı ısrarla küçücük lastiklerle kullanmaya devam edilmesinin temelinde yatan da budur.
Diğer Unsurlar :
Büyük arazi lastiği takarak modifiye ettiğiniz aracınız artık; daha çok yakıt harcayan, asfaltta yol tutuş zayıflamış, güvenli kullanım için hız sınırları kayda değer miktarda aşağı çekilmiş, asfaltta virajlarda hafif kasislerde bile izinden daha fazla şaşan bir araç olmuştur. Bu unsurlardan da en alt seviyede etkilenmek istiyorsanız, lastiğinizi daha az büyütmek zorunda olduğunuzu bilmekte fayda var.
Sonuç ve öneriler :
Arazici herkesin bildiği gibi, bir araç araziye yaklaştıkça asfalttan uzaklaşır. Hem asfalt performans ve güvenliğim olsun, hem de arazi performansım çok yüksek olsun, hem karnım doysun hem pastam dursun gibi oluyor. Böyle bir seçenek yok.
Genellikle, ne kadar büyük lastik o kadar iyi arazi performansı diyebiliriz.
Araziye çıkacaksanız, aracın altyapısının müsade ettiği en fazla yükseltmeyi yapın ve en büyük lastiği takın.
Lastiklerinizi büyütün, ancak ne kadar büyüteceğiniz ile ilgili kararı sadece fiziksel olarak lastiği araca uydurabilmenize göre vermeyin. Aracın mevcut aktarma sistemlerinin toleransları dahilinde, gerekirse bu aktarma parçalarını da modifiye ederek lastiklerinizi büyütün.
Anahtar kelime, “aracın altyapısının müsade ettiği”.
Büyük lastikler araç görselini de oldukça müspet etkiliyor. Ancak aktif olarak sahada olan arkadaşlarımızın, sadece araç görseli için lastik büyüttükleri kanaatinde değilim.
Lastik büyüttüğünüzde, gaza biraz daha itidalli basın, ani yüklenmelerden kaçının. Gaz tepkime cihazlarının ani yüklenmelerin seviyesini arttırdığını bilerek, özellikle araç mekanik sınırlarına kadar lastikleri büyütülmüş araçlarda gaz tepkime sürelerini azaltan cihazları kullanmaktan kaçının.
Araçların makul miktarda yükseltilmiş hallerinde sürtme yapmayan lastik ebatlarının, aynı zamanda üretici tarafından aktarma sistemlerinde ilave bir tedbir alınmadan kullanılabilecek maksimum ebatlar olduğu genel kabulünü göz ardı etmeyin.
Lastik ebadı ve/veya ayna mahruti değişimi, aracın gerçek hızı ile gösterge hızı arasında sapmalara sebep olacaktır. Yeni kuşak araçlarda yazılım mahareti ile düzeltme yapılabilirken, eski kuşak araçlarda, lastik ebat ve ayna mahruti oranına karşılık gelen hız teli dişlisinin değiştirilmesi ile bu sorun giderilebilir. Yazılım mahareti ile yapılan düzenleme sadece hızı düzeltmeyip, araç otomatik vites ise, yeni duruma göre vites geçiş devirlerini de düzenlemektedir.
Offroad amaçlı kullanılan iri lastikler genelde daha geniş de oluyor. Araç orjinal lastiği 245 mm genişlikte ve 7″ genişlikte janta takılıysa, lastiği 35″x12.5″ ebadına çıkarttıysanız, muhtemelen 9″ yeni offsetli jantlara ihtiyacınız olacak. Lastiklerin bilgi föylerinde takılabilecekleri min-max jant genişlikleri ile ilgili bilgiler oluyor. Satıcıların bilgilerine çok güvenmeyin, seçtiğiniz lastiğin üreticinin sitesinden önerilen jant genişliği ile ilgili bilgiyi doğrudan alın.
Büyütülmüş lastikler ile düz yol sürüşünde problem yaşamasanız bile, artikülasyon ve/veya direksiyonun tam tur döndürülmesinde davlumbaz sürtmesi veya doğrudan şase veya kaportaya sürtme problemi yaşama ihtimaliniz vardır. Bu durum lastik marka ve cinslerine göre de farklılık gösterebilmektedir. Bazen lift kit uygulaması bile yetersiz kalabilmektedir. Mümkünse deneyip alın.
Saygılar Sevgiler
16/03/2020
`
İletişim: Facebook & Instagram

[ad_2]

[pt_view id=”3af118445s”]

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Artikülasyon ‘un yol tutuşa etkisi nedir? Faydalı artikülasyon nedir ?

Off-road Temel Teknik BilgilerSevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-r

[ad_1]

Off-road Temel Teknik Bilgiler
Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.
Bugün konumuz Artikülasyon ‘un yol tutuşa etkisi nedir? Faydalı artikülasyon nedir ?:
Konumuz artikülasyon, ve başka hiçbir yerde bulamayacağınız derecede ince bir analiz.
Temel tanımlar ile yazımıza başlayalım. Artikülasyonun literatürdeki tanımlarını google‘a yazdığınızda bulabilirsiniz. Yazılarımda literatürden bağımsız tanım ve tespitlerde bulunduğumu takip eden arkadaşlarımız bilir. Bu sefer de aynı şekilde ben kendi açımdan anladığım şekilde tanımlayacağım.
Artikülasyon kabiliyeti, tekerleğin aracın kupasından uzaklaşabilme veya yaklaşabilme kabiliyetidir. Bu fark ne kadar fazla ise artikülasyon kabiliyeti o kadar fazladır. Uzaklaşmayapozitif artikülasyon, yaklaşmaya negatif artikülasyon diyebiliriz. Genelde pozitif artikülasyon daha fazla, negatif artikülasyon daha azdır.
`
Artikülasyon neden gereklidir sorusunun cevabı yazımızın sonunda ortaya çıkacaktır.
`
Önce en baştan, “dünya gaz ve toz bulutuydu” ‘dan başlayalım.
Araçların yürümesini sağlayan temel kuvvet tekerlekler ve zemin arasındaki traksiyondur. Traksiyon esasen tıbbi bir terimdir. Ancak biz yine kendi anladığımız şekilde kullanacağız. Lastik ile yol arasında ortaya çıkan ve aracın yürümesini sağlayan çekiş kuvvetidir.
Bu kuvvet ne kadar fazla olur ise, lastik o kadar iyi yol tutabilir, lastik ne kadar iyi yol tutabilir ise de araç o kadar başarılı ilerleyebilir. Bu kuvvetin büyük veya küçük olması; lastiğin hamuruna, desenine, basma yüzeyinin genişliğine, lastik havasına, üzerinde hareket edilmeye çalışılan zeminin karakteri v.s. v.s. birçok parametreye bağlıdır.
Tüm bu parametreler dikkate alınarak lastik ile zemin arasında “ortalama bir sürtünme katsayısı” olduğunu düşünelim. Yukarıda bahsettiğimiz traksiyonun ulaşabileceği maksimum değer, lastik ile zemin arasındaki sürtünme kuvvetidir. Bu sürtünme kuvveti de, yukarıda bahsettiğimiz, lastik ile zemin arasındaki ortalama sürtünme katsayısı ile iki yüzey arasındaki normal kuvvet, yani lastiğin tabanına intikal eden yükün çarpımına eşittir.
F_s = µ * N
Sürtünme katsayısı, statik ve kinematik olarak 2 tipi vardır. Statik sürtünme katsayısı, kayma başlamadan önceki değerdir, kinematik sürtünme katsayısı ise yüzeyler arasında kayma başladıktan sonraki değerdir. Eğik düzlem deneyi ile değeri kolayca tespit edilebilirler. Kinematik sürtünme katsayısı daha düşük bir değere sahip olduğu için, patinaj başladıktan sonra traksiyon kuvvetinin üst sınırı olan sürtünme kuvveti daha düşük bir değer alacaktır.
Fiiliyatta ise bazen arabayı artan patinaj ile birlikte yürütmek mümkün olabilmektedir. Bu da lastik ile yüzey arasındaki etkileşimin tekdüze bir yüzey yüzeye temas olmaması, lastik desen ve ebadının ortalama sürtünme katsayısına ile olan ilişkisinden kaynaklanmaktadır.
µ katsayısının yukarıda bahsettiğimiz parametreler çerçevesinde, yorum yaptığımız an için sabit olduğunu kabul eder isek, F_s ‘i arttıran ana parametre N ‘dir. Yani araç ağırlığının her bir lastiğe düşen payıdır.
`
Temel kural 1:
“µ” sabit kalmak kaydı ile, N artarsa F_s artar, N azalırsa F_s azalır.
Şimdi “N” neden ve nasıl artar veya azalırı irdeleyelim. Değerlendirmemiz, yaylı süspansiyon sistemleri için olmakla birlikte, kendi parametreleri dahilinde tüm süspansiyon sistemleri için geçerlidir.
Süspansiyonun görevi sadece sürüş konforu ve/veya güvenliği sağlamak değildir. Aracın şasi üstünde bulunan yükünü dingillere oradan da tekerleklere aktaran sistemdir. Yani süspansiyon sisteminin bir görevi de faydalı artikülasyon sağlamaktır.
`
Nedir faydalı artikülasyon?
Araç artiküle olduğunda, aracın şasi üzerinde bulunan ağırlığı olabildiğince fazla dingile aktarılabildiği artikülasyon durumudur.
Yaylar hakkında kısaca bir bilgilendirme yapalım. Yayların yük altında davranışlarını, yani yayın karakterinin belirleyen her yay için özel bir katsayı (k) vardır. Bu katsayı, yaya uygulanan kuvvetin (F_y), yayda sebep olduğu uzama veya kısalma miktarına (X) oranıdır. (Hook kanunu dahilinde olmak kaydı ile)
Yani yay üzerindeki kuvvet, yay katsayısı ile yay deformasyonun çarpımına eşittir.
F_y = k * X ‘dir.
Araç yayı üzerindeki kuvvet F_y, aynı zamanda aracın lastiğinin zemine aktardığı normal (yüzeye dik) kuvvettir. Yani bir araç süspansiyon sistemi içindeki yaylar lastiğe ne kadar fazla yük aktarabilirler ise, yukarıda belirttiğimiz temel kural 1 çerçevesinde “N” o kadar artar. “N” ne kadar artarsa da F_s o kadar artar. F_s ne kadar artarsa da, traksiyon üst sınırı o kadar artar, traksiyon üst sınırı ne kadar artarsa da araç motordan gelen gücü o kadar başarılı ve büyük miktarda yola aktarıp ilerleyebilir.
Şimdi arazi şartlarında lastiğin yere intikal ettirdiği kuvvetin değişimini inceleyelim. Bu incelemeyi sayısal örnekler ile yapmak daha anlaşılır olacaktır.
Toplam ağırlığı 2200 kg olan bir aracımız olsun. Bu aracın dört lastiğine de eşit miktarda yük gittiğini kabul edelim.
Bu aracın ön ve ark dingillerinin ağırlıklarının da 100 ‘er kg olduğunu kabul edelim.
Yani, aracın her bir lastiğine gelen 2200/4 = 550 kg yükün, 100/2=50 kg ‘ı dingil üzerinden kalan (2200-2*100)/4=500 kg ‘nın ise araç üst yapısından geldiğini kabul edelim.
Araç süspansiyon sisteminde bulunan yayın yüksüz iken 60 cm boyda olduğunu ve araç yükü üzerine bindiğinde 40 cm boyuna kısaldığını düşünelim.
F_y = 500 kg
X =60-40 = 20 cm
K = F_y / X = 500/20 = 25 kg/cm olacaktır.
Aracın lastiklerinden zemine aktarılan yükün dağılımını bozan tüm hareketlere çapraza düşme diyebiliriz.
Çapraza düşen aracı 4 temel durum için değerlendireceğiz. Tüm değerlendirmeler yukarıda kabul ettiğimiz araç içindir. Münferiden lastiğin bastığı zemin şartlarında farklılık olmadığı ve tüm lastikler aynı sınır dahilinde güç aktarabildiği kabul edilmiştir. Bu kabule aykırı bir durum ortaya çıkar ise, aynı kuramlar çerçevesinde, yeni durum farklı bir davranış sergileyecektir.
`
1- Düz zeminde duruş :
Bu durumda Tüm lastiklere eşit yük gidecektir.
N = 500+50 = 550 kg
F_s = µ * 500 kg olacaktır.
Traksiyon, F_s ‘in altında kalabildiği sürece araç yol alabilecektir. Motordan gelen güç lastiklerden zemine F_s ‘den daha fazla kuvvet aktarmaya çalışır ise tüm lastiklerin patinaj çekmesi beklenir.
`
2- Araç üst yapısından kısmi ağırlık ve dingilin tamamından ağırlık aktarılabilir miktarda artikülasyon durumu :
Bu durumda çapraza düşüp uzayan yayların 50 cm, kısalan yayların da 30 cm olduğunu kabul edelim.
F_y_1 = K * (60-50) = 25 * 10 = 250 kg
F_y_2 = K * (60-30) = 25 * 30 = 750 kg olur.
Yani uzayan yaylardan lastiğe araç ağırlığının ancak 250 kg ‘ı kısalan yaylardan ise 750 kg ‘ı intikal edecektir.
N_1 = 250 + 100/2 = 300 kg
N_2 = 750 + 100/2 = 800 kg olacaktır.
F_s_1 = µ * 300 kg
F_s _2 = µ * 800 kg olacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken, araç tüm lastiklere aynı ağırlığı aktarabiliyor iken, 500*µ kg olan sürtünme kuvveti yani traksiyon üst sınırı, yayı uzayan çapraz iki lastik için, 300*µ kg olmuştur. Bu şu demektir, bu iki lastik daha erken patinaja düşecektir. Eğer eğimli bir yerde çapraza düşüldü ise, aracı yerçekimine karşı da yürütebilmek için ekstra traksiyon gerekeceğinden, traksiyon üst sınırının bu şekilde azalması aracın gitmesine engel olabilecektir. Buna karşı yayı kısalan diğer çapraz iki lastikte ise traksiyon üst sınırı 800*µ kg olmuştur. Bu da o lastikler için daha yüksek yol tutuş kabiliyeti demektir. Ancak, 300*µ kg traksiyon sınırına düşen lastikler, patinaja düşer ise, eğer asgari 1 diferansiyel kilidi yok ise araç yoluna devam edemez.
`
3- Araç üst yapısından hiç ağırlık aktarılamayan ve dingilin tamamından ağırlık aktarılabilir miktarda artikülasyon durumu :
Bu durumda çapraza düşüp uzayan yayların 60 cm, kısalan yayların da 20 cm olduğunu kabul edelim.
F_y_1 = K * (60-60) = 25 * 0 = 0 kg
F_y_2 = K *(60-20) = 25 * 40 = 1000 kg olur.
Yani uzayan yaylardan lastiğe araç ağırlığının ancak 0 kg ‘ı kısalan yaylardan ise 1000 kg ‘ı intikal edecektir.
N_1 = 0 + 100/2 = 50 kg
N_2 = 1000 + 100/2 = 1050 kg olacaktır.
F_s_1 = µ * 50 kg
F_s _2 = µ * 1050 kg olacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken, araç tüm lastiklere aynı ağırlığı aktarabiliyor iken, 500*µ kg olan sürtünme kuvveti yani traksiyon üst sınırı, yayı uzayan çapraz iki lastik için, 50*µ kg olmuştur. Bu şu demektir, bu iki lastik çok çok erken patinaja düşecektir. Eğer eğimli bir yerde çapraza düşüldü ise, aracı yerçekimine karşı da yürütebilmek için ekstra traksiyon gerekeceğinden, traksiyon üst sınırının bu şekilde azalması aracın gitmesine engel olacaktır. Buna karşı yayı kısalan diğer çapraz iki lastikte ise traksiyon üst sınırı 1050*µ kg olmuştur. Bu da o lastikler için daha yüksek yol tutuş kabiliyeti demektir. Ancak, 50*µ kg traksiyon sınırına düşen lastikler, patinaja düşer ise, eğer asgari 1 diferansiyel kilidi yok ise araç yoluna devam edemez.
`
4- Araç üst yapısından ve dingilden ağırlık aktarılamayan miktarda artikülasyon durumu:
Bu şartlar altında, 3.durumda hesaplanan “N” ağırlığına dingil öz ağırlığı da katkı sağlamayacaktır.
N_1 = 0 + 0 = 0 kg
N_2 = 1000 + 2*100/2 = 1100 kg olacaktır.
F_s_1 = µ * 0 kg
F_s _2 = µ * 1100 kg olacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken, araç tüm lastiklere aynı ağırlığı aktarabiliyor iken, 500*µ kg olan sürtünme kuvveti yani traksiyon üst sınırı, yayı uzayan çapraz iki lastik için, 0 kg olmuştur. Bu şu demektir, bu iki lastik boş dönmektedir. Buna karşı yayı kısalan diğer çapraz iki lastikte ise traksiyon üst sınırı 1100*µ kg olmuştur. Bu da o lastikler için daha yüksek yol tutuş kabiliyeti demektir. Ancak, boş dönen lastikler nedeniyle, eğer asgari 1 diferansiyel kilidi yok ise araç yoluna devam edemez.
`
Sonuç ve Öneriler:
– Artikülasyon kabiliyeti yüksek araçlar çapraza daha zor düşer, artikülasyon kabiliyeti düşük araçlar ise çok daha kolay çapraza düşer.
Video oldukça ileri seviyede yaşanan bir çapraza düşme ve artikülasyona güzel bir örnektir.
– Artikülasyona maruz kalmamış tüm araçlar düz yolda aynı şekilde gidebilirken, engebeli yüzeylerde, yayları çok kısa araçlar hemen 4. duruma düşecektir. Yayları uzun araçlar ise kademeli olarak önce 2, sonra çok kısa bir anlık 3. duruma ve en son 4. duruma düşeceklerdir.
– Makaslı araçlarda da durum aynıdır. Artikülasyon kabiliyetini arttırmak için kullanılan offroad küpeleri, aracın 3. durumda daha uzun zaman geçirmesine sebep olacaktır. Yukarıdaki sayısal örnekten de anlaşıldığı gibi 3. durum traksiyon açısından çok müspet değildir. Bu yüzden offroad küpesi için çok az faydalı artikülasyon sağlayan bir ekipman tanımı yapabiliriz.
– Bazı araçlarda denge çubuğu açma sistemleri de bulunmaktadır. Bunlar yaylar üzerinde halen yük olmak kaydı ile fayda sağlayan sistemler olmakla birlikte 3 veya 4. duruma gelindi ise beklenen müspet etkiyi göstermeyeceklerdir.
– Özellikle metre mertebesinde açılıp kapanabilen çok uzun yumuşak yaylı coilover uygulanmış süspansiyon sistemleri, aracı çok daha geç 3. ve 4. duruma düşürdükleri için arazide çok verimli sistemlerdir.
– Araçların arazi kabiliyetlerini arttırmak için yükseltme modifikasyonları yaparken neden kupa yükseltme olarak adlandırılan takoz ile yükseltmeyi değil de, lift kit olarak adlandırılan daha uzun amortisör + yay seçeneğini tercih etmemiz gerektiğinin cevabı bu yazıdadır.
– Konuyu irdelediğimiz aracın orta kilide sahip bir araç olduğunu kabul ettik. Araç 2. veya 3. durumda patinaja düşerse veya 4. durumlardan iken yol alabilmek ya en az 1 diferansiyel kilidine veya, EDL tabanlı hizmet veren bir çekiş destek sistemine ihtiyaç duyar. Bu sistemlerden hiçbiri yok ise aracın yoluna devam etmesi mümkün olmaz.
– Şimdi konuyu her zaman önerdiğim başka bir noktaya bağlayayım.
Bir araç alırken veya modifiye ederken, orta kilitsiz araç tercih etmeyin, en azından arka kilit mümkünse ön kilit de olsun veya kilitler ilave aksesuar olarak kolay ve nispeten ucuz tedarik edilebilir olsun. Diferansiyel kilidi arazi şartlarında en önemli unsurlardan biridir.
Diferansiyel kilitli araç + MT lastik kombinasyonu
Diferansiyel kilitsiz araç + XT lastik kombinasyonundan genelde daha başarılıdır.
Saygılar Sevgiler
12/03/2020


[ad_2]

[pt_view id=”3af118445s”]

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Derin Su Geçişi, Alınması Gereken Tedbirler ve Riskleri Nelerdir ?

Off-road Temel Teknik BilgilerSevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-r

[ad_1]

Off-road Temel Teknik Bilgiler
Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Off-road Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.
Bu günkü konumuz Derin Su Geçişi, Alınması Gereken Tedbirler ve Riskleri Nelerdir ?” :
Su geçişi offroad araç sahiplerinin çok hevesle yaklaştıkları bir aktivitedir. Hatta bu heves bazen kara taşıtı olan arazi araçlarımıza amfibi araç muamelesi yapmamıza bile neden olabilmektedir.
Arkadaşlar su geçişlerinde çok dikkatli olun. İnernet videoları, su geçişi konusunda insanın iştahını çok kabartıyor. Ne yaptığınızı her yönüyle biliyorsanız sorun yok. Ne yaptığınızı bilmeden suya giriyorsanız durum çok vahim sonuçlar doğurabilir.
Su geçişinde temel 5 problemden bahsedeceğim.
1.) Motorun su alması :
Bu durum genelde araçta şnorkel yok ise sorun olabilecektir gibi düşünülse de durum tam anlamıyla böyle değildir.. Şnorkel var diye de çok rahat olmayın. Benim tahminim offroad araçlarından motorun su alması sebebiyle arıza yaşanma durumu, şnorkelli araçlarda, şnorkelsiz araçlardan çok daha fazladır. Bunun nedeni de, şnorkelin mevcudiyetinin verdiği güven ve tedbirsizliktir diyebiliriz. Şnorkelimiz olmasına rağmen yaşayabileceğimiz olası problemleri kabaca sırlayacak olur isek ;
– Ehil biri tarafından, doğru ekipman ile montaj yapılmadı ise şnorkele rağmen risk vardır.
– Sadece görsel aksesuar olarak kullanılan şnorkel takılmış bir aracın yeni sahibi durumun farkında değil ise aslında şnorkel yok demektir.
– Başlangıçta sağlıklı hizmet veriyor olmasına rağmen, geçen yıllar içinde birleşim yerlerinden ve contalardan su alacak hale gelmiş olabilir.
– Arazi kullanımı sırasında, dal çarpması gibi olaylar ile şnorkelde delik veya yarıklar oluşmuş ama fark edilmemiş olabilir.
– Güneş altında geçen uzun yıllardan sonra, UV etkisi ile şnorkelin plastik malzemesi gevrekleşmiş ve mukavemet kaybetmiş olabilir, offroad yol şartlarında da ekstra bir etkiye ihtiyaç duymaksızın sarsıntıdan kırılmış veya çatlamış olabilir.
Motorun su alması ile ilgili, bunların dışındaki bazı riskler de şöyle sıralanabilir.
– Biz hep aracın hava emişinden su alması ile ilgili endişelerimizi dile getirdik. Araç stop eder ise, egzoz sisteminden de motor geri su alabilecektir.
– Su içinde artan hız ile birlikte, dalga hareketi nedeniyle suyun yüksekliği, durağan vaziyette olduğundan daha fazla olacaktır. Yani, hava filtresine su gelmez dediğinizde, dalga hareketi ile yükselen su nedeniyle maalesef su hava filtresine gelebilecektir.
Videoda yükselen suyu görebilirsiniz.
– Ayrıca kapalı bir muhafaza içinde yer almayan performans tarzı açık hava filtreleri bu konuda daha hafif şartlarda dahi problem yaşanmasına neden olabilir. Kapalı muhafaza içinde bulunan ve endirek yollarla hava emişi sağlayan hava filtreleri su sıçramalarından etkilenmez. Ancak performans tarzı açıkta bulunan muhafaza kutusuz hava filtreleri aracın hareketi ile sıçrayan sudan etkilenebilecektir.
Motorun su almasının neden olduğu hasara çok değinmeyeceğim. Bu konunun uzmanı olan arkadaşların bilgi vereceğini tahmin ediyorum. Çok can sıkıcı olacağını söyleyeyim sadece. Hatta bir örnek de vereyim, denize düşen kıçtan takma deniz motorlar dahi, uygun şekilde müdahale edilmez ise kullanılamaz duruma gelmektedir. Denizde kullanılmak için tasarlanan bir ekipman dahi bu kadar olumsuz etkilenebiliyor ise, kara taşıtlarının motorları için kesinlikle daha titiz olmalıyız.
2.) Elektronik devreler, elektrik tesisatı ve elektrikli donanımlar ile ilgili problemler:
Özellikle eski kuşak araçlarda elektronik hemen hemen 0 seviyesinde. Ekteki fotoğraflarda yer alan Defender buna güzel bir örnek. 12 V DC de tatlı suda çok sıkıntı yaratmayacaktır. Ancak tuzlu su için durum böyle değil. Tuzlu su aracı çürüttüğü gibi elektrik iletimini de sağladığı için, eski kuşak araçlarda bile problem yaratabilir.
Mümkünse tuzlu sudan uzak durun. 1 Karışından bile.
Yeni kuşak araçlarda ise elektronik devreler özel olarak yalıtılmadıysa mutlaka problem yaratacaktır. Problem bununla da sınırlı kalmayabilecektir. Araç içine su girmesi durumunda, özellikle koltuk altlarına sonradan koyulan, anfi ve kompakt subwoofer lar ile araç kapılarında bulunan hoparlörler sudan etkilenebilecektir.
3.) Yüzme problemi :
Su geçişinde gözden kaçan ve en büyük tehlikeyi yaratan durumdur. Geçiş, su birikintisinde ise sıkıntı daha az, akarsu geçişi ise yüzme problemi ölümcül sonuçlar doğurabilir. Araç kontrolden çıkıp sürüklenebilir hatta su içinde tepetaklak olabilir. Bknz. Resim 2. Konvoy geçiş uygulamaları ve alınabilecek tedbirler başlı başına ayrı bir konu.
`
Özellikle kapı fitilleri ve araç tabanı iyi izole edilmiş yeni kuşak araçlar daha erken yüzme eğiliminde olacaktır. Aracın kabin dediğimiz kısmı ~ 1.70×3.25 m ebatlarında ise, 1.7*3.25~5.5 m2 yapar. Yani, kabinin ~35 cm lik kısmı suda kalırsa, Arşimet prensibi gereği suyun uygulayacağı kaldırma kuvveti 5.5*0.35~2 ton dur. Bu hacme su altında kalan lastik gibi diğer ekipmanların hacimlerini de eklersek, aslında kaldırma kuvvetinin yukarda hesap ettiğimizden daha fazla olduğunu görürüz. Yani kabininin 35 cm ‘i suda kalan 2 tonluk bir araç yüzer. Yüzen araç da yola tutunamaz. Yanlış anlaşılmasın, bu yükseklik suyun yüksekliği değildir, kabinin su içinde kalan kısmının yüksekliğidir. Kupası Yüksek araçlarda 1 m su derinliğinde bile yüzme olmayabilir. Yani aracın kupası yerden 50 cm yüksekte ise 50+35 ~ 85 cm derinliğe kadar yüzmeden yoluna devam etmesi beklenir. Beklenir ama, yüzmese bile yoluna devam etmesi her zaman da mümkün olamaz. Kaldırma kuvveti, aracı yerden kesecek mertebeye ulaşmasa bile, aracın yol tutuşunu zayıflatıp yol almasına engel olabilir.
Derin suda ilerlemenin temel kuralı aracın batmasını sağlamaktır. Bknz resim 1.
`
Bunun için mümkün ise kapıları açıp aracın içine su girmesini sağlamak lazım. Aracın içine su almaz iseniz yüzersiniz. Tabi aracın içine bu şekilde kapıları açarak su almanın beraberinde getireceği tüm problemleri de göğüslemeye hazır olmak lazım.
4.) Su altında tehlike yaratabilecek nesneler ve oluşumlar:
Su altında görülmeyen iri taş veya kayaların, geçiş sırasında fark edilemediği için araca zarar vermesi söz konusu olabilecektir. Hatta aracı yutacak çukurlar bile olabilecektir.
5.) Diferansiyel, şanzıman ve arazi şanzımanı su alması :
Her üç ekipmanın yağ haznesi de atmosferiktir, yani tam kapalı hava-su sızdırmaz haznelere sahip değillerdir.
Bazen yükselen suyun hidrostatik basıncı nedeniyle, bazen de ısınmış olan ekipmanın suda aniden soğuması ile ortaya çıkan hacim düşüşünün yarattığı emiş etkisi ile bu ekipmanlara su girişi olabilir.
Hepsinde havalandırma delikleri vardır. Havalandırma delikleri uzatma hortumları ile kaput içinde olabildiğince yüksek bir noktaya taşınmamış ve hortumların ucu suyun girişini önleyecek özel ekipman ile donatılmamış ise içeri su girişi olabilecektir. ARB diferansiyel havalandırma kiti ( ARB differential breather kit ) bu amaç ile kullanabileceğimiz doğru ekipmandır. Bknz. Resim 3.
`
Diferansiyelde ilaveten aks keçeleri üzerinden dış ortam ile temas sınırlanmaya çalışılır. Normalde su geçişine müsaade etmeyecek olan keçeler, havalandırma boruları tıkalı ise ani soğuma ve hacim azalması ile ortaya çıkan emiş neticesinde içeri su alabilir.
Bazen kapaklarında klingrit mantar conta da kullanılmış olabilir. Kapağın contasının altı yağa temas halinde olduğu için sızdırmaz kalsa olsa bile üstü kuru kaldığı için su sızdırabilir. Sudan geçin ama suda yıllanmayın.
Sonuç ve Öneriler :
– Offroad araçlarınızı, amfibi araç olmadığının bilinci ile kullanın. Suda kullanmak için su araçlarından edinmeyi tercih edin. Bknz. Resim 4.
`

– Şnorkelinizden %100 emin değilseniz şnorkel gerektirecek derinlikte suya girmeyin. Safari şnorkel aracınız için iyi bir seçenektir. Bknz. Resim 5.

– Bazı kaynaklarda güvenli geçiş için referans olarak dikkate alınan su yüksekliği araç lastik yüksekliğidir. Bunun genel bir öneri olduğunu bilerek; motora su alma açısından hava filtresi kutusunun hava girişinin yerden yüksekliğinin %60 ‘ı yüksekliğindeki suyun, aracın yüzmemesi ve yol tutabilir durumda kalması açısında ise, aracın kabin tabanından 20 cm ‘i aşmayan yüksekliklerde suyun nispeten daha güvenli geçiş için uygun olacağını bilmekte fayda var. Su geçişi yapmadan önce aracınızın bu ölçüleri ile ilgili mutlaka bilgi sahibi olun. Bu limitlerden daha derin suya şnorkelsiz girmeyin.
– Şnorkel hava girişi 180 cm hatta 200 cm yükseklikte, ancak araç 40+35=75 cm‘ de yüzüyor ise, araç içine su almak istemediğimiz bir araca boşuna şnorkel takıyor olabilirsiniz. Sudan geçerken ön camın tamamını su içinde görmeniz, su seviyesinin aracın tavanı seviyesinde olduğunu göstermez. Su tavan seviyesinde olsa araç zaten yüzer, nerden nereye geçeceksiniz? Sıçrayan sudur bu, sıçrayan su kaput altında endirek yolla hava alan hava filtresinden içeri kolayca giremez.
– Aracın yüzmeden yürüyebildiği, hava filtresi hava emişi yeterince yüksek olan bir aracın sudan etkilenmesi için, araç önünde yükselen su bloğunun hava girişi seviyesinde uzun süreli olarak bulunması gerekir. Bunun şartları da bellidir. Belli hız seviyelerinde ve uzun parkur geçişi yapıyorsanız bu durum olabilecektir. Şnorkeliniz yoksa, su çok yüksek olmasa ve parkur her hızda geçişe müsaade etse bile, hızınızı suyu önünüzde blok olarak yükseltmeyecek seviyede tutmaya çalışın. Doğru hızı ancak tecrübe ederek tespit edebilirsiniz.
– Su geçişi sırasında mahsur kalır iseniz, diğer araçların sizi kurtarması için araca bağlanması gereken strap benzeri ekipmanları suya girmeden önce aracınıza takmış ve dolanmaları önleyecek şekilde yerleştirmiş olun. Bu tedbiri hem önde hem arkada alın.
– Bazı kaynaklarda, yürüyerek geçemediğiniz sudan araç ile de geçemeyeceğiniz yönünde bilgilere rastlayabilirsiniz. Bu genel kabul görmüş bir kuraldır, ancak çelişkili bir bilgidir. 165 cm boyunda 65 kg ağırlığında, 35” lastikli 4.5” yükseltmeli bir Jeep Wrangler Rubicon sürücüsünün vereceği karar ile, 190 cm boyunda 120 kg ağırlığında, 27 “ lastikli yükseltmesiz bir Lada Niva kullanıcısının geçiş konusunda vereceği karar ne kadar tutarlı olabilir?
– Yüzme ihtimali açık bir şekilde görülen, özellikle akarsu geçişinde, suya giren aracı uzun bir halat ile mutlaka karada başka araçlara bağlayın ve geçişe öyle başlayın.
– Diferansiyelin, ani soğuma nedeniyle azalan iç hacminin yaratacağı, aks keçelerinden içeri su emme eğilimini kontrol altında tutabilmek için, suya girmeden önce biraz soğumasına müsaade edin.
– Benzinli motorların ateşleme sistemi suya karşı hassasiyet gösterebilir, gerekirse hassas bölgelere geçiş öncesi su itici sprey uygulayın.
– Konu ile ilgili internet üzerinde yapacağınız araştırmalarda, radyatör fanı ile ilgili de ciddi uyarılara rastlayacaksınız. Fan tipine bağlı olarak fan kayışının çıkarılması yönünde uyarılar var. Bu konu yorum yapabileceğim, ancak tecrübe etmediğim bir konu. Genel endişe, normalde havada serbest olarak dönen fan kanatlarının su içinde dönmeye başlayınca deforme olup, ileri geri hareket ederek radyatöre fiziksel hasar verebileceği yönünde.
Özellikle eski kuşak araçlarda yaşanma ihtimali olan bir problem olabilir. Ancak daha makul güncel model araçlarda bunun çok problem olacağını düşünmüyorum. Ayrıca kayışsız, elektrik motorlu fanlı araçlarda zaten kayış falan da sökemezsiniz, belki elektrik fişi sökülebilir.
– Geçiş güzergahını gözle olabildiğince kontrol edin, mümkünse yürüyerek de etüt edin.
– Uzun yokuş aşağı sürekli frenle inilen bir parkurun hemen ardından disklerinizi soğutmadan suya girmeyin. Ani soğuma disklerin deformasyonuna neden olabilecektir.
– Geçiş öncesi aracın her türlü mekanik imkanını devreye alın, hiçbir şeyi yarı yolda yapmaya çalışmayın. Genel kabul görmüş doğru geçiş, düşük devirde aracı sudan geçirmek şeklindedir.
– Su geçişini tamamladıktan sonra, veya en azınızdan geziniz tamamlandıktan sonra, diferansiyelinizin alt tapasından bir parça yağ boşaltın, eğer su geliyor ise ivedi diferansiyel yağınızı iç temizliğini de yaparak değiştirin.
– Su geçişinde aracınızın motorunu kesinlikle stop ettirmeyin, ettiyse ivedi çalıştırın. Egzozdan geri su girişi olabilir.
– Manuel vites araçlarda geçiş sırasında vites değiştirmeyin.
– Vinciniz ip68 standartlarında değil ise, vincin montajlandığı seviyenin üzerinde sulardan uzun süreli geçişler yapmayın.
– Elektronik devrelerden ve anfi vs elektronik cihazlardan arındırılmış bir aracınız yoksa derin suya girmeyin.
– Derin ve özellikle akarsu geçişinde emniyet kemeriniz takmamanız daha doğru olabilecektir.
– Suyun yaratacağı motor arızasının canınızı yakmayacağı bir aracınız yoksa derin suya girmeyin. Ben kişisel tercihimi belirteyim, gereksiz cesaret kazanmamak için aracıma şnorkel taktırmadım, taktırmayacağım da.
– Suya atılan taş gibi batmayan, içine hemen su alan bir aracınız yoksa derin suya girmeyin.
– Tuzlu suya asla girmeyin. Bırakın derinine 1 karışından bile geçmeyin.
– Akarsuda cengaverlik asla yapmayın. Kural ve yöntemleri bilmiyorsanız ya da yeterli tecrübeniz yoksa maceraya tek başınıza atılmayın, yanınızda ne yapacağını bilen biri mutlaka olsun.
– Suyun içinde kalırım diye hızlı geçmeniz gerekiyorsa şnorkelsiz suya girmeyin.
– Kapalı muhafaza içinde olmayan, açık performans filtrelerini offroad araçlarında çok tercih etmemeye çalışalım. Mutlaka kullanacak isek, bu araçların caddede kullanılmadığının farkında olalım ve hava filtresini sıçrayan sulardan veya kısa süreli yükselen sulardan fiziksel olarak koruyan bir muhafaza içine alalım.
Ekte paylaşılan ;
Resim 1 ‘de görülen araç, suyun içine taş gibi batan bir araç olduğu için geçişte yüzme ve yol tutmama gibi bir problem yaşamamıştır.
Resim 2 ‘de su altında silueti görülen nesne bir araçtır. Fotoğraf sevgili arkadaşımız Taner Eraslan ‘ın arşivindendir. Bir akarsu geçişinde yüzme eğilimi nedeniyle kontrol edilemeyen aracın son durumu fotoğraftadır. Fotoğraf çekildiğinde arkadaşlarımız halen aracın içindedir.
Resim 3 ‘de 4 adet ‘e kadar bağlantı yapılabilen bir havalandırma kiti görülmektedir.
Resim 4 ‘de eğer suyu çok seviyor isek yapmamız gerek doğru iş ile ilgili güzel bir örnektir.
Resim 5 ‘de kalitesine güvenebileceğimiz bir şnorkel görmekteyiz.
Aşağıdaki fotoğraflarda gerçekleşen kısa geçişte, öndeki araçta şnorkel var, çekim yapan araçta ise şnorkel olmamasına rağmen hava filtresi sadece suyun dalga olarak yükselmesinden gelen etkiyi tölere edebilmiş durumda.
`
Saygılar, Sevgiler
09/03/2020

[ad_2]

[pt_view id=”3af118445s”]

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Yol kenarı Devrilme Analizi

[ad_1]

Off-road Temel Teknik Bilgiler
Sevgili off-road ve doğa tutkunu arkadaşlar, Offroad Temel Teknik Bilgiler yazı dizimizin bir paylaşımı ile daha birlikteyiz. Vereceğim bilgiler; konsantre, teknik temele dayalı, yaşanmış tecrübeleri içeren ve bazıları off-road literatüründe ilk kez isim bulacak detayları içeren paylaşımlardır. Okuyuculara fayda sağlaması dileği ile.
Bu günkü konumuz “Yol kenarı Devrilme Analizi :
Bu yazımızdan önce “Off-road ve denge” konulu yazımızı okumanızı tavsiye ederim.
Özellikle dar orman içi yollarda, minik heyelanlar nedeniyle daralan yol geçişlerinde, bazen yol kenarına biriken kar yığıntıları nedeniyle, bazen de yağış nedeniyle yarılan yollarda yapmak zorunda kaldığımız geçişlerde maruz kalabileceğimiz bir durumdur. Bu durumu yaşama ihtimalimiz yok iken, bir anda kontrolün elimizden çıkması ve aracın şeve doğru kayması hangi şartlar altında hangi sonuçları doğurabilir sorusunun cevabını arayacağız. Riskleri nelerdir, dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Önce temel denge prensibini hatırlatmak için özetleyeceğim. Resim 1 ‘de belirtildiği gibi “C” noktasının izdüşümü “O” noktasını aşar ise devrilme gerçekleşir. O noktası, araç nereye dayanıyorsa orasıdır. Bazen lastiğin en dışı, bazen aks kovanı, bazen şasi olabilir.
Yol kenarında kaymamızı engelleyecek bir tümsek veya dayanacağımız bir ağaç yok ise bu durum çok büyük tehlike arz eder.
Resimlerde ifade etmek istediğim durumları sözlü olarak da aktarayım.
Araç dik bir yamaçta aşağı doğru yan yatma eğiliminde olduğunda, aracın altındaki en alçak kısım olan dingiller yamacın köşesine dayanacaktır. Ancak bu dayanma aracı güvenle tutabilir mi? Sorun bu noktada.
Çizimlerden de anlaşılacağı üzere, eğer ;
Lastikleriniz büyük ve aracınız yüksek ise devrilme ihtimali çok yüksektir..
Lastikleriniz küçük ve aracınız alçak ise aracınızın devrilmeyebilir, ancak, araç ağırlığı fazla ise dayanmış olmasına rağmen kaymaya devam edip devrilme pozisyonuna gelebilir.
Aracınız dar ise, lastikleriniz küçük bile olsa aracınız devrilebilecektir.
Araçların ağırlık merkezinden geçen düşey hat, aracın dayandığı köşenin düşey hattını aşarsa araç devrilir.
Devrilme yan yatmayla kalmayıp takla atmaya kadar vardıysa, takla barı olarak adlandırdığımız ekipman hayati önem kazanır. Özellikle profesyonel offroad etkinliklerine iştirak eden araçlarda bulundurulması zorunlu bir ekipmandır.
Arazide kullandığımız araçları kabaca taradığımızda, takla barı ekipmanını standart olarak sunan araçlar, genelde JEEP grubunun özellikle arazide kullanmaya yönelik olarak ürettiği JEEP wrangler modeli öne çıkacaktır. Daha güncel versiyonları isimleri ile telaffuz edecek olur isek ; JEEP WRANGLER YJ, JEEP WRANGLER TJ, JEEP WRANGLER RUBICON JK, JEEP WRANGLER RUBICON JL standart olarak takla barı ile pazara satışı yapılmış ve yapılmakta olan araçlardır.
Sonuç:
Aracınızı böyle bir pozisyona sokmamaya çalışın. Eğer durum kaçınılmaz ise, şunu da bilin;
Lastikleriniz ne kadar büyük ise devrilme ihtimaliniz o kadar yüksektir,
Araç ne kadar yüksek ise devrilme ihtimaliniz o kadar yüksektir,
Aaraç ne kadar dar ise devrilme ihtimaliniz o kadar yüksektir,
Araç ne kadar ağır ise devrilme ihtimaliniz o kadar yüksektir.
Saygılar, Sevgiler
07/03/2020



 

[pt_view id=”3af118445s”]

[ad_2]